(765 S. K. m. 99, 191/son, 466/1)
Dava: Kavgada korkutmak amacıyla silah çekmek suçundan sanık S.'ın yapılan yargılaması sonucunda; 765 Sayılı TCK. nun 99. maddesi uyarınca davanın düşürülmesine dair K. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 23.12.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 25.02.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında kavgada korkutmak amacıyla silah çekmek suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 191/son maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine ilişkin kurulan hükmün o yer C.Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
1- Mağdurun iddiası ve sanığın savunmasına göre, sanık ile mağdurun tartıştıkları ve sanığın emanette kayıtlı bıçağı korkutmak amacıyla çektiği anlaşılmakla, eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 466. maddesinin 1.fıkrasında yazılı kavgada korkutmak amacıyla silah çekmek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sair tehdidat olarak kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Davanın düşürülmesine karar verildiği halde, suçta kullanılan bıçağın zoralımına karar verilmesi,
b- 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy