(765 S. K. m. 482, 191, 102) (5237 S. K. m. 7)
Dava: Sair tehdidat, sövme ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık M. Boybaşı'nın yapılan yargılaması sonucunda; saldırgan sarhoşluk suçundan beraatına, sövme ve sair tehdidat suçlarından mahkumiyetine dair S. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.3.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı, müdahil vekili ve sanık tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 23.2.2003 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: 1- Hükmü 1412 sayılı CMUK. nun 310. maddesinde öngörülen yasal süreden sonra 14.4.2004 tarihinde temyiz eden o yer C.Savcısının temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi gözetilerek,
Sanığa atılı saldırgan sarhoşluk suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 Sayılı TCK. nun 102/5. maddesine göre hesaplanan iki yıllık zamanaşımının sanığın sorgusunun yapıldığı 24.9.2003 tarihi ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırılmasına,
3- Sanık hakkında sair tehdidat ve sövme suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eyleminin 765 Sayılı TCK. nun 482/1 ve 191/son maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün sanık ve müdahil vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
a- Müdahilin iddiası, tanık beyanları ve sanığın da hazırlık anlatımına göre, sanığın müdahilin yüzüne karşı ve alenen sövdüğü anlaşılmakla, sanık hakkında 765 sayılı TCK. nun 482/3. maddesi yerine, eylemin gıyapta sövme olarak kabulü ile aynı kanunun 482/1. maddesi ile hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
b- 765 sayılı TCK. nun 191/son maddesinde yer alan ağır para cezasının ön ödemeye uyulmaması nedeniyle aynı kanunun 119/5. maddesi uyarınca artırılamayacağının gözetilmemesi,
4- Kabule göre de;
12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 23.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy