(5237 S. K. m. 7, 73, 125, 131) (5271 S. K. m. 253, 254) (5252 S. K. m. 9, 12)
Dava: Etkili eylem ve sövme suçlarından sanık Murat Soygun'un yapılan yargılaması sonucunda; vazgeçme nedeniyle 2253 sayılı yasanın 24. maddesi gereğince sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına dair Siirt Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.12.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ve o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 6.1.2005 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: I- Sanık hakkında etkili eyleme eksik teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tanık Nafiye Soygun'un suç tarihinde gelini olan müşteki ile aralarındaki tartışmaya oğlu olan sanık Murat Soygun'un da katıldığını ve sanığın müştekinin üzerine doğru yürüdüğü sırada kendisinin müştekiyi eve sokmak suretiyle sanığın eylemini engellediği yönündeki beyanı ve tüm dosya içeriğine göre sanığın etkili eyleme eksik teşebbüste bulunduğu sabit olduğundan mahkemece şikayetten vazgeçme sebebiyle 2253 sayılı Kanunun 24. maddesi gereğince ceza tertibine ve aynı yasanın 10. maddesindeki tedbirlerden birinin uygulanmasına yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki etkili eylem suçundan 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
II- Sanık hakkında sövme suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, sanık hakkında 2253 sayılı Kanunun 24.maddesi gereğince ceza tertibine ve aynı yasanın 10.maddesindeki tedbirlerden birinin uygulanmasına yer olmadığına dair hükmün sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
1- Sanığın üzerine atılı sövme suçunu işlediğine dair müştekinin soyut iddiasından başka sanığın bu suçundan cezalandırılması için yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre ise; 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12. maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18. maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı TCK. nun 125.maddesinde düzenlenen ve sanığın eylemine uyan hakaret suçunun aynı kanunun 131/1. maddesi gereğince kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73. maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 7. maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 22.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy