(765 S. K. m. 565/1, 72) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 179, 180)
Dava: Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık T. K. 'm, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 565/1, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 118.823.000 Türk lirası hafif para cezası ile cezalandırılmasına dair, B. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.1.2005 tarihli ve 2004/1341-24 sayılı kararının infazı sırasında, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, önceki cezanın daha lehe olduğundan bahisle hükmün aynen infazına dair, aynı Mahkemenin 16.6.2005 tarihli ve 2004/1341 esas, 2005/24 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 1.2.2006 gün ve 3102 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C. Başsavcılığının 22.3.2006 gün ve 25020 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkûr ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; mahkemece, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 179/2. maddesinde düzenlendiği ve anılan maddede yer alan cezanın sanığın aleyhine olduğu gerekçesiyle, önceki hükmün aynen infazına karar verilmiş ise de, anılan maddede yer alan suçun unsurları ile 765 sayılı Kanun'un 565/1. maddesindeki suçun unsurlarının aynı olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 179/2. maddesinde yer alan "Trafik güvenliğini tehlikeye sokmalı suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğu cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'da düzenlenmediği gözetilmeden beraat kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur. Gereği Düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında 17.12.2004 tarihinde işlediği 765 sayılı TCK' nun 565/1.maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçundan dolayı ceza kararnamesi ile verilen 27.01.2005 günlü mahkûmiyet kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK' nun yürürlüğe girmesi üzerine C.Savcılığı tarafından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvuruya bağlı olarak 765 sayılı TCK' nun 565.maddesi ile 5237 sayılı TCK' nun 179/2.maddelerinin karşılaştırılması sonucu 765 sayılı TCK' nun 565.maddesinin sanık lehine hükümler içerdiği kanaati ile daha önce verilen kararın aynen infazına dair verilen kararda kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir.
5237 sayılı TCK' nun 179.maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında İse kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek... suçu tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 180. maddesinde ise trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. Bu düzenleme şeklinden, 179. maddede tanımlanan suçun, kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aracın salt trafik düzenini bozacak şekilde sevk ve idare edilmesi, bu suçun oluşmasına neden olmayacaktır.
765 sayılı TCK' nun 565.maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçuna, 5237 sayılı TCK' nunda ve 5326 Sayılı Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır. Koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 Sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Somut olayda sanık, kullandığı araçla giderken yol kenarındaki şikayetçi olan müştekiye ait park halindeki araca taksirle çarparak hasar vermiştir. Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 sayılı TCK' nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin, her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde sanığın dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK' nun 565.maddesine uyduğu belirlenen eylemi 5237 sayılı TCK' da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir. Ancak; 765 sayılı TCK' nun 565,maddesine uyan suçu oluşturan eylemin işleniş şekli itibariyle aynı zamanda 5237 sayılı TCK' nun 179/2.maddesinde düzenlenen genel trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturması halinde hangi maddenin sanık lehine olduğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK'nun 565.maddesine uyan suçu oluşturan eyleminin, 5237 sayılı TCK. da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla, Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden B. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 16.06.2005 gün ve 1341-24 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının d bendi uyarınca BOZULMASINA ve sanığın atılı suçtan Beraatına tayin olunan cezanın çektirilmemesine 20.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy