(5237 S. K. m. 7, 125, 131) (5271 S. K. m. 253, 254) (1412 S. K. m. 305, 317) (765 S. K. m. 482) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Sövme ve kasten yaralama suçundan sanık İ. Ş.'in yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Bilecik Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 26.1.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi O yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 20.3.2006 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: 26.01.2005 tarihli hükmü O Yer C. Savcısının temyiz ettiği ve hüküm kesinleşmeden mahkemece temyiz aşamasında verilen 01.07.2005 tarihli ek karar ve 06.07.2005 tarihli kararın düzeltilmesi ve temyiz isteğinin reddine ilişkin kararların hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1) Eşini kasten yaralama suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesiyle değişik 1412 sayılı CMUK.'nun 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından O Yer C. Savcısının temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince reddine,
2) Sanık hakkında sövme suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, eylemin 765 Sayılı TCK. nun 482/3. maddesine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükmün O Yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan incelemesinde:
İddianamede sanığın müşteki M.'e sövmesi nedeniyle cezalandırılması talep edildiği ve müşteki M.'e sövmekten açılan bir dava bulunmadığı halde, mahkemece sanığın müşteki M.'e sövdüğünün kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
a) Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken hangi hükümlülüğün esas alındığının karar yerinde belirtilmemesi,
b) 12.10.2004 gün ve 25611 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur şeklinde düzenleme yapılmış, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması usulleri belirlenmiş, bu kanunun 12.maddesi ile de 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca l.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yargılamanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar yeniden düzenlenmiş, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18.maddesi ile de, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5237 Sayılı TCK. nun 125.maddesinde düzenlenen ve sanığın eylemine uyan hakaret suçunun aynı kanunun 131/l. maddesi gereğince kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali hariç olmak üzere soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olması karşısında aynı kanunun 73.maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254.maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu düzenlemelerin hüküm tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olması karşısında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesi ile 5252 Sayılı Kanunun 9.maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 02.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy