(1412 S. K. m. 305, 317) (5237 S. K. m. 179) (765 S. K. m. 385, 389)
Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanık Z. F.'in yapılan yargılaması sonucunda, mahkumiyetine dair Bayburt Sulh Ceza Mahkemesi'nden verilen 30.12.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenmekle ve dosya C. Başsavcılığının 6.4.2006 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK'nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE, 02.11.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Bir miktar alkol alan sanığın olay günü otosuyla seyrederken trafik ekiplerinin kontrolü üzerine alkollü olduğu tespit edilmiş, başkaca herhangi bir inceleme yapılmadan C. Savcılığına sevk edilmiş ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 179/3. maddesi uyarınca Trafik Güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucu sanığın 5237 sayılı Kanunun 179/3. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Dairemiz çoğunluk görüsüne göre de; hükmedilen cezanın miktar ve türüne göre hükmün temyizi mümkün olmadığından temyiz isteğinin CMUK. nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Öncelikle bu kararın temyizinin mümkün olup olmadığının tespiti gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2.2.1987 gün 586/26 ve 4.10.1993 gün 2/187-227 sayılı kararlarında belirtildiği gibi (Yargıtay'ın duraksamaz uygulamalarına göre, tür ve miktar itibariyle kesin olan kararların dahi suç vasfına yönelik temyizi halinde Yargıtay denetimine tabi tutulacakları benimsenmiştir. Bu husus maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlayan ceza yargılamasının doğal sonucudur.)
5237 sayılı Kanunun 179. maddesinin 3.fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek kişinin araç kullanma hali suç olarak düzenlenmiş maddede belirtilen emniyetli bir şekilde ifadesinin kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı açısından bir tehlikeye neden olması şeklinde anlaşılması gerekir. Salt alkollü araç kullanmanın ne şekilde trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü tespit edilmeden bu madde ile cezalandırılma cihetine gidilemez. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48. maddesinde alkollü araç kullanma eylemi düzenlenmiş ve idari para cezası öngörülmüştür. Somut olayda trafik görevlilerince yapılan yol kontrolünde sanığın alkollü olduğu tespit edilmiştir. Bu şekilde alkollü araç kullanmanın her zaman 5237 sayılı Kanunun 179/3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Alkolün etkisiyle trafik güvenliğinin de tehlikeye sokulduğunun tespiti gerekir. Aksi halde sanığın eylemi sadece alkollü araç kullanma vasfında olup 2918 sayılı Kanunun 48. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma eylemi 5237 sayılı TCK. nun 179/3. maddesinde düzenlenen ve adli yargı mahkemelerinin görevine giren bir suç olduğu halde sadece alkollü araç kullanma eylemi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda düzenlenen ve idari makamlar tarafından işlem yapılmasını gerektiren bir kabahattir.
Kanun yararına bozma talebi ile gelen ve dairemizce verilen 2.10.2006 tarih, 2006/7900-15769 ve 11.09.2006 tarih, 2006/7717-14036 sayılı ve bu konuda verilmiş bir çok kararlarda bu yöndedir.
Eylem iddianamede sadece alkollü araç kullanmak şeklinde açıklanmış buna rağmen C.Savcılığı ve mahkeme suç vasfında yanılgıya düşerek eylemi trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak kabul etmişlerdir.
Yukarıda açıklandığı üzere kesin olan kararların suç vasfına yönelik temyizi halinde Yargıtay tarafından temyizen incelenmeleri gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy