(5237 S. K. m. 142/2, 144/1) (765 S. K m. 308/1)
İhkak-ı hak etmeye teşebbüs suçundan sanıklar Süleyman, İsmail ve Kerimin, 765 sayılı TCK'nın 308/1, 119, 62. maddeleri gereğince 445.616.000'er TL ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair, Kayseri Üçüncü Sulh Ceza Mahkemesi'nin 06.09.2005 tarihli ve 2004/1113-1127 sayılı ceza kararnamesinin infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'da ihkak-ı hak suçunun düzenlenmediğinden bahisle sanıkların beraatına ilişkin, aynı Mahkemenin 17.06.2005 tarihli ve 2004/1113-1127 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02.05.2006 gün ve 18562 sayılı Kanun yararına bozma talebine dayanılarak kesinleşen kararına ilişkin dava dosyası C.Başsavcılığının 23.05.2006 gün ve 2006/95004 sayılı ihbarnamesiyle Daireye gönderilmekle okundu:
Mezkûr İhbarnamede;
1- Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı TCK'nın 7/2, 5252 sayılı TCK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay Onuncu Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilamlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
2- Sanığa isnad edilen ihkak-ı hak suçundan 5237 sayılı Kanun'da suç olarak düzenlenmediğinden bahisle beraatına karar verilmiş ise de, sanığın, daha önce müştekiye satmış bulunduğu aracın parasını alamadığından dolayı müştekiyi takip ederek kullandığı 63 ... 994 plakalı aracı götürmek isterken yakalandığının belirlenmesi karşısında, eylemin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d, 144/1-b maddeleri kapsamında düzenlendiği, bu nedenle eylemine uyan 765 sayılı Kanun'un 308/1. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d, 144/1-b maddesinin birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmamasında isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 20.06.2006 gün ve 124-165 sayılı kararında açıklandığı üzere, haklarında verilmiş mahkumiyet kararı kesinleşen hükümlüler hakkında yapılan uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararların infaza ilişkin kararlar olması ve bu kararların verilmesi sırasında cezanın aleyhe değiştirilmesi yasağının geçerli olamayacağı, ancak daha önce kesinleşerek infaz aşamasında olan kararda tayin olunan cezanın aşılamayacağı, zaten tayin olunan cezanın kesinleşen karardaki cezayı aşacak olması halinde 765 sayılı Kanun gereğince kurulan ve kesinleşen kararın sanık lehine olacağı gözetilmek suretiyle;
Duruşma açılarak yapılacak yargılamada sanığın, dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 144. maddesinin l/b fıkrası kapsamında kalıp kalmadığının tartışılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 sayılı TCK'nın 308/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 144. maddesinin l/b fıkrasında öngörülen cezalar karşılaştırarak lehe olan kanuna göre hüküm kurulması, sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 144. maddesinin l/b fıkrasına uyan suçu oluşturmadığının belirlenmesi halinde sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden duruşma açılıp yargılama yapılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 5237 sayılı TCK'da ihkak-ı hak suçunun bağımsız bir suç olarak düzenlenmediği gerekçesi ile karar verilmiş olması isabetsiz olup, kanun yararına bozma istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden Kayseri Üçüncü Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.06.2005 gün ve 1113-1127 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 11.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy