(5275 S. K. m. 106, Geç. m. 1)
Dava: Yaralama suçundan sanık Sinan'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/32, 3-e, 62, 52. maddeleri uyarınca 100 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Oltu Sulh Ceza Mahkemesinin 28.12.2005 tarihli ve 2005/165-178 sayılı kararın kesinleşmesini müteakip para cezasının ödenmemesi sebebiyle ödenmeyen 100 Yeni Türk Lirası para cezasının bir günlüğü 100 Yeni Türk Lirasından 1 gün hapis cezasına çevrilmesine ilişkin, Oltu Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.02.2006 tarihli ve 2006/136 sayılı yakalama müzekkeresi çıkarıldığı, hükümlünün yakalanması üzerine adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesi sırasında 1 günün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca ne kadar Yeni Türk Lirasından hapse çevrileceği konusunda infazda tereddüt olması sebebiyle yapılan talep karşısında, 1 günün 20 Yeni Türk Lirası üzerinden toplam 5 gün hapis cezasına dönüştürülmesine dair, Oltu Sulh Ceza Mahkemesinin 07.03.2006 tarihli ve 2006/41 değişik iş sayılı karara yapılan itirazın reddine ilişkin, Oltu Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2006 tarihli ve 2006/32 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28.04.2006 gün ve 18182 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 31.05.2006 gün ve 2006/90810 sayılı ihbarnamesiyle Daireye gönderilmekle okundu:
Mezkur İhbarnamede;
5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5. maddesinin, 5349 sayılı Kanun'da eklenen 3. fıkrasında ağır para cezasından dönüştürülen, adli para cezasının ödenmemesi halinde, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüz milyon Türk Lirasının baz alınmasının belirtildiği, yine 5275 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilirler hükmü gözetilmeden, doğrudan adli para cezası verilen hükümlü hakkında, ödenmeyen adli para cezasının, 1 gün karşılığı olarak 100 Yeni Türk Lirası üzerinden hesap edilerek söz konusu 100 Yeni Türk Lirası adli para cezasının 1 gün hapis cezasına çevrilmesi yerine, hükümlü aleyhine olacak şekilde 1 günü 20 Yeni Türk Lirasından olmak üzere 5 gün hapis cezasına çevrilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında kanun yararına bozma isteminde uygulanması istenilen 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesine 5349 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkrası, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş ve kesinleşmiş hükümlerdeki ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezasının ödenmemesi halinde 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüz milyon Türk Lirası esas alınır hükmünü içermektedir.
Sanığın 28.09.2005 tarihinde işlemiş bulunduğu kasten yaralama suçundan dolayı 5237 sayılı TCK. nun 86/2-3-4 ve 62. maddeleri uyarınca 5 gün adli para cezasıyla mahkumiyetine, aynı Kanunun 52. maddesine göre 1 gün karşılığı 20 YTL olarak tespitiyle 100 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, C.Savcılığınca para cezasının hükümlü tarafından ödenmesi için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası gereğince usulüne uygun ödeme emri tebliğ edildiği halde, hükümlünün süresi içerisinde ödemede bulunmadığı anlaşılmıştır.
5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi ise tebliğ olunan ödeme emri üzerine süresi içinde adli para cezasının ödenmemesi halinde C.Savcısının kararıyla ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir şeklinde hüküm ihtiva etmektedir. Kanundaki bu düzenleme ile suçun işlendiği tarih gözetildiğinde, hükümlü hakkında 5252 sayılı Kanun'un 5349 sayılı Kanun'la eklenen 5. maddesinin 3. fıkrasının uygulaması imkanının bulunmadığı, bu nedenle Oltu Sulh Ceza Mahkemesinin C.Savcısının talebi üzerine verdiği karar ile bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen itirazın reddine ilişkin kararda, usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 29.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy