(765 S. K. m. 308) (5237 S. K. m. 7, 116) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 309)
Kendiliğinden hak almak suçundan sanık
. 765 sayılı TCK'nun 308/1. maddesi gereğince 346.783.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Bursa 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.05.2004 tarihli ve 2004/641-272 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine anılan Kanun'da eylemin suç olarak düzenlenmediğinden bahisle sanığın Beraatına dair, aynı mahkemenin 04.07.2005 tarihli ve 2004/641-272 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28.06.2006 gün ve 29205 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak kesinleşen kararına ilişkin dava dosyası C. Başsavcılığının 12.07.2006 gün ve 2006/156992 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkûr İhbarnamede;
Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Kanunun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenleme ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilamına nazaran sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği cihetle duruşma yapılmaksızın karar verilmesinde,
Sanığa isnat edilen ihkak-ı hak suçunun 5237 sayılı Kanun'da suç olarak düzenlenmediğinden bahisle beraatına karar verilmiş ise de, sanığın kiracısı olan müştekileri evden çıkarmak için, evde olmadıkları bir sırada, kapı kilidini kırıp içeri girerek eşyaları dışarıya çıkarmak şeklinde mahkemece belirlenen eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 116. maddesi kapsamında düzenlendiği, bu nedenle sanığın eylemine uyan 765 sayılı Kanunun 308/1. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 116. maddesinin karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmamasında,
İsabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMY'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması gereği, kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 tarih ve 2006/124-165 sayılı kararında da açıklandığı üzere; önceden yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararları kesinleşen hükümlüler hakkında, sonradan yapılan uyarlama yargılamasına bağlı olarak verilen kararların, infaza ilişkin bulunması nedeniyle, verildikleri sırada cezanın aleyhe değiştirilmesi yasağının geçerli olamayacağı, ancak; kesinleşen ve infaz aşamasında bulunan kararda tayin edilip gösterilen cezanın aşılamayacağı, öte yandan; uyarlama yargılaması ile tayin olunan cezanın, kesinleşmiş bulunan ilk kararda belirtilen cezayı aşması durumunda ise, 765 sayılı Yasa hükümleri uyarınca önceden kurulan hükmün sanık lehine olacağının gözetilmesi suretiyle;
Duruşma açılarak yapılacak inceleme sonucunda; sanığın yargılama konusu yapılan eyleminin, 5237 sayılı TCY'nın 116. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının araştırılıp, tartışılmasının ardından eylemin, anılan madde kapsamında bulunduğunun kabul edilmesi halinde; 765 sayılı TCY'nın 308/1. madde-fıkrası ile 5237 sayılı TCY'nın 116/1. madde- fıkrasında öngörülen yaptırımların karşılaştırılması ve belirlenecek lehe yasa hükümlerine göre hüküm kurulması, yüklenen eylemin; 5237 sayılı TCY'nın 116. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmadığının belirlenmesi durumunda ise, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın üzerine atılı kendiliğinden hak alma suçunun, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasında tanımlanmadığı gerekçe gösterilerek beraat kararı verilmesinin, yasaya aykırı olduğu belirlenmekle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Bursa 5. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 04.07.2005 tarih ve 2004/641-272 sayılı ek kararın 5271 sayılı CMY'nın 309/4-b madde-fıkrası uyarınca BOZULMASINA, yapılacak işlemlerin mahalli mahkemesince yerine getirilmesine 18.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy