(5326 S. K. m. 35) (5237 S. K. m. 3, 7, 61, 86) (765 S. K. m. 456) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 226, 309)
Kasten yaralama ve sarhoşluk suçlarından sanıklar
.., 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 35, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 61, 86/2, 3-e maddeleri gereğince ayrı ayrı 500'er Yeni Türk Lirası adli para, 50'şer Yeni Türk Lirası idari para cezası ile cezalandırılmalarına dair, Malkara Sulh Ceza Mahkemesinin 20.04.2006 tarihli ve 2004/387 esas, 2006/105 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30.6.2006 gün ve 30183 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak kesinleşen kararına ilişkin dava dosyası C. Başsavcılığının 13.7.2006 gün ve 160049 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkûr ihbarnamede;
13.11.2004 tarih ve 25642 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanununun 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı TCK. nun zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle yargılama dosyası üzerinden duruşma açılmak suretiyle lehe Kanunun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Sanık
.. hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456/4. maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmasına rağmen, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, suçun silahtan sayılan sandalye ile gerçekleştiğinden bahisle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 3-e maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanunun 309. maddesinde kanun yararına bozmanın Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kat'ileşen karar veya hükümler hakkında istenebileceği hükme bağlanmıştır. Sanıklar müdafii ise 20.4.2006 günü verilen hükmü süresinde verdiği 24.4.2006 tarihli dilekçesi ile temyiz etmiştir. Temyiz talebi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmeden ve karar kesinleşmeden kanun yararına bozma talep edilmiştir. Dosyanın usulüne uygun şekilde Yargıtay'a gönderilme işleminin mahallinde yerine getirilmesi mümkün bulunduğundan kesinleşmeyen mahkeme kararına yönelik bulunan ve bu itibarla yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy