(5237 S. K. m. 7, 106) (765 S. K. m. 191, 308, 482) (5252 S. K. m. 5, 9) (647 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 231)
İhkak-ı hak, sövme ve tehdit suçlarından sanıklar Engin Kalaycı, Tahir Kalaycı'nın yapılan yargılamaları sonucunda; sanık Tahir'in BERAATİNE, sanık Engin'in mahkumiyetine dair Çaycuma Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 24.11.2005 günlü hükmün Yargıtay'ca tetkiki sanık Engin ve müdahil vekili tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 12.9.2006 günlü tebliğnamesiyle daire
mize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
I- Müşteki sanık Tahir Kalaycı hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında iddianame ile ihkakı hak ve sövme suçlarından dava açıldığı halde, suç vasfında hataya düşülerek eylemin tüm olarak ihkakı hak suçu olarak değerlendirmiş ise de ayrıca, zaman aşımı içerisinde sövme suçundan hüküm kurulması olanaklı görüldüğünden bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya içeriğine göre sanığın müdahile hitaben paramı vereceksin yoksa seni vuracağım, kavat diyerek tehdit etmesi biçiminde dava konusu yapılan eyleminin 5237 s. TCK. nun 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçu kapsamında kalıp kalmadığının tartışılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 s. TCK. nun 308/2. maddesi ile 5237 s. TCK. nun 106. maddesinde ön görülen cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasaya göre hüküm kurulması, sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 s. TCK. nun 106. maddesine uyan suçu oluşturmadığının belirlenmesi halinde sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken bu eylem yönünden değerlendirme yapılmadan 5237 s. TCK. da ihkakı hak suçunun bağımsız bir suç olarak düzenlenmediği gerekçesi ile sanığın beraatine karar verilmesi,
II- Sanık Engin Kalaycı hakkında sövme ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
24.11.2005 günlü duruşmada uzlaşma teklif edildiği ve sanığın kabul etmediği anlaşıldığından tebliğnamedeki uzlaştırma yapılmamasına ait bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1- 5237 S. TCK. nun 7. ve 5252 S. Yasanın 9. maddeleri uyarınca sanığın eylemlerinin uyduğu kabul edilen ve suç gününde yürürlükte bulunan 765 s. TCK ve hükümden önce 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. TCK. nun ilgili bütün hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçların belirlenmesi, bu biçimde bulunan sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken açıklanan biçimde ve denetime olanak verecek şekilde değerlendirme yapılmadan yazılı biçimde 765 s. TCK. nun 191/1 ve 482/3. maddelerinden hüküm kurulması,
2- 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5252 S. Kanunun 5. maddesine göre, ağır para cezaları, adli para cezasına dönüştürüldüğü halde, sanık hakkındaki sonuç cezanın ağır para cezası olarak tayin edilmesi,
3- 5275 S. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasada Cumhuriyet Savcısının hükümlüye ödeme emri tebliği üzerine belirli süre içerisinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanacağına ait herhangi bir düzenleme bulunmadığından, 647 S. Kanunun 5/5 maddesi uyarınca gecikme zammına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4- Hükümden sonra 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarih yürürlüğe giren 5560 s. Yasanın 23. maddesi ile değişik 5271 s. CMK. nun 231. maddesi uyarınca; soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçla ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerden dolayı istek gibi BOZULMASINA, 05.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy