(5237 S. K. m. 32, 57, 321) (5271 S. K. m. 150, 309)
Bıçakla müessir fiil suçundan sanık
.
. hakkında yapılan yargılama sonucunda 5237 sayılı TCK'nun 32/1. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığına, anılan Kanunun 57. maddesi uyarınca 3 yıl süre ile 6 ayda bir tıbbi kontrol ve takibinin C. Başsavcılığı tarafından yapılmasına dair, Kocaeli 2. Sulh Ceza mahkemesinin 29.11.2005 tarihli ve 2004/1525 esas, 2005/1639 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 25.08.2006 gün ve 38854 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak kesinleşen kararına ilişkin dava dosyası C. Başsavcılığının 04.10.2006 gün ve 2006/201382 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkûr İhbarnamede;
1- Tüm dosya kapsamına, göre mahkemesince, sanığın ceza ehliyeti, yönünden sevk edilmesi üzerine Kocaeli Adli Tıp Kurumundan alınan 11.11.2005 tarihli raporda, suç tarihi itibariyle ve halen ceza ehliyetinin bulunmadığının bildirilmiş olduğundan bahisle, sanığın işlediği suç yönünden ceza ehliyetine sahip olmadığı anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığına, yanı Kanun'un 57. maddesi uyarınca 3 yıl süre ile 6 ayda bir tıbbi kontrol ve takibinin C. Başsavcılığı tarafından yapılmasına karar verilmiş ise de,
5237 sayılı TCK. nun Akıl hastalığı kenar başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrasındaki Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez... Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
Anılan Kanun'un Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri kenar başlıklı 57. maddesinin 1. maddesindeki Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
Şeklindeki düzenlemeler karşısında, sanık hakkında koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilerek yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmesi gerekirken, Kocaeli Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 11.11.2005 tarihli ve 2005/6970 sayılı yetersiz raporu dikkate alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Akıl hastası olduğu anlaşılan sanığın kendisini savunamayacak durumda olduğu nazara alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/2. maddesi uyarınca müdafii atanması gerekirken sanığa müdafii atanmadan yargılama yapılıp savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Kocaeli 2. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 29.11.2005 gün ve 1525-1639 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 19.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy