(2918 S. K. m. 48) (5237 S. K. m. 58, 179) (5275 S. K. m. 106, 108)
Dava: Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanık Sami Kaya'nın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Karapınar Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 15.03.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 16.06.2007 günlü tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi sebebiyle hükmün temyizinin mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Hükmün gerekçesinde sanığa Karapınar asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2004 gün ve 2002/272 esas,-2004/39 karar s. ilamı ile verilen eski mahkumiyetinin tekerrüre esas alındığı belirtildiğinden, tebliğnamedeki bu hususa değinen 2 numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiş ve dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanık olay tarihinde trafik görevlilerince yapılan denetimlerde 73 promil alkollü olarak araç kullanırken yakalanmış, hakkında 2918 s. Kanunun 48. maddesi uyarınca kanuni işlem yapılmıştır. Ayrıca mahkemece de sanığın 5237 s. TCK. nun 179/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5237 S. TCK. nun 179/3. maddesinde belirtilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşması için, kişinin alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir sebeple emniyetli bir biçimde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmasına karşın araç kullanması gerekir. Olayda sanığın aldığı alkolün etkisiyle, emniyetli bir biçimde araç sevk ve idare edemeyecek halde olup olmadığı konusunda tıbbi yönden uzman bilirkişiden rapor alınarak ayrıca 27.11.2005 günlü tutanağı düzenleyen polis memurları Erol Örser, Ömer Bozdağ ve Mehmet Uçar'ın ise sanığın emniyetli bir biçimde araç kullanamayacak halde olduğuna ait dışa yansıyan herhangi bir davranışının olay anında bulunup bulunmadığı konusunda tanık olarak dinlendikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin 27.11.2005 yerine 25.11.2005 olarak yanlış yazılması,
3- Kabule göre de;
5237 S. TCK. nun 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı, öngörülmektedir. Aynı Kanunun 7.fıkrası uyarınca da hükümlülük kararında bu durumun belirtilmesi gerekmektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 S. Yasanın 108. maddesinde ise, sadece mükerrirler hakkında tayin edilen özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne biçimde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
5275 S. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş bu maddede de mükerrirler hakkında hükmolunan adli para cezasının infazına ait bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu durumda, 5237 S. TCK. nun 58, 5275 S. Yasanın 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği için, hükümlülük kararında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilemeyeceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında hükmolunan cezanın niteliği itibariyle 5237 s. TCK. nun 58. maddesinin 6 ve 7.fıkraları uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı istek gibi BOZULMASINA, 30.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy