(765 S. K. m. 308) (5271 S. K. m. 309) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Kendiliğinden hak almak suçundan sanık Mehmet Can B.'un 765 sayılı TCK'nun 308/1 ve 119/5. maddeleri uyarınca 445.62 YTL ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesinin 23.02.2005 tarihli ve 2005/45/81 sayılı kararın infazı sırasında, 01.06.2005 narininde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, ön ödeme ihtarı sebebiyle yapılan artırımın kaldırılması ile hükümlünün sonuç olarak 445.00 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 12.08.2005 tarihli ve 2005/45-81 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17.09.2007 gün ve 2007/46521 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay C. Başsavcılığının 09.10.2007 gün ve 2007/193646 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu;
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1- 5237 sayılı TCK'nun 7/2, 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin takdir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinde karar verilmesinde,
2- Sahibi bulunduğu konutun başkasına kiralandığını öğrenen sanığın, idari makamlardan tecavüzün önlenmesini istemekle birlikte, konutun kilit ve anahtarını değiştirmekten ibaret 765 sayılı TCK'nun 308/1. madde fıkrası kapsamında kalan ve mahkemece kendiliğinden hak alma suçunu oluşturduğu kabul edilen eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'da ayrıca düzenlenmediği düşünüldüğünde, hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerektiğinden suç oluşturmayacağı gözetilmeden sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği düşünüldü:
Sanığa atılı 765 sayılı TCK.'nun 308/1. maddesi kapsamında kalan eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun da düzenlenmemesi itibariyle suç oluşturmayacağından beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup, bu itibarla kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 12.08.2005 gün ve 2005/45/81 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, sanığın atılı kendiliğinden hak almak suçundan beraatına, tayin edilen cezanın çektirilmemesine, verilen kararın niteliği itibariyle diğer bozma istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına 05.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy