(765 S. K. m. 71, 80, 81, 522, 523) (5271 S. K. m. 232) (647 S. K. m. 4, 6)
Dava: Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçlarından sanık Hüseyin Aloğlu'nun yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Çarşamba 2.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 24.3.2006 günlü hükmün Yargıtay'ca tetkiki sanık müdafii tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 19.2.2007 günlü tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.
Karar: Adli sicil kaydına ve dosyada mevcut onaylı karar suretine göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 765 s. TCK. nun 81. maddesinin uygulanmaması; yine 12.04.2000, 12.10.2000, 17.11.2000 ve 26.03.2001 günlü kaçak elektrik tesbit tutanaklarının düzenlendikleri zaman aralıkları dikkate alındığında her bir tutanağın ayrı suçları oluşturduğu ve sanık hakkında 765 s. TCK. nun 71. maddesi yerine eylemleri tek suç kabul edilip aynı Yasanın 80. maddesi uygulanmak suretiyle sanığa eksik ceza tayin edilmesi; keza Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.07.2005 gün ve 2005/24836 s. iade yazısı sonrasında kurulan son hüküm ile mahkemenin kurduğu 16.07.2004 gün ve 2001/428 Esas, 2004/630 Karar s. ilk hükmün ortadan kaldırıldığı ve bu hükümde sanık Hüseyin ile ilgili yargılama giderine hükmedildiği halde, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde, kanuni olmayan gerekçeyle bozma öncesinde yargılama giderlerine hükmedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi; aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında 12.04.2000, 12.10.2000, 17.11.2000 ve 26.03.2001 günlü kaçak elektrik tesbit tutanakları ile ilgili Asliye Ceza Mahkemesi ve Sulh Ceza Mahkemesine ayrı ayrı iki dava açılmasına ve açılan her iki kamu davasının 25.12.2002 gün ve 2002/727-932 Esas ve Karar s. ilamı ile birleştirilmesine karar verildiği halde, 17.11.2001 günlü kaçak elektrik tesbit tutanağında belirtilen eylem hakkında bir karar verilmemişse de, bu yönden zaman aşımı süresinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- İddianamelere konu edilen tutanakların borcu sebebiyle kesilen elektriğin usulsüz olarak bağlanması suretiyle elektrik kullanıldığına yönelik bulunduğuna ve sanığın değişik tarihlerde 11766 no.lu sayaç ile 15348 no.lu sayacın bağlı bulunduğu farklı iki işyerini çalıştırdığının anlaşılmasına göre; dosyadaki keşif tutanaklarının, keşif sırasında dinlenen tutanak tanığı Çetin Oflaz'ın beyanları ile düzenlenen kaçak elektrik tesbit tutanağından 11766 no.lu sayaca yönelik yapıldığı anlaşıldığından, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporlardaki 15348 no.lu sayaçla ilgili hesaplamaların mahallinde keşif yapılmadan, kurulu güç ve enerji harcamada kullanılan cihazların mahiyeti ve çekecekleri enerji miktarları saptanmadan yapılması karşısında; kullanılan enerjinin sayaçtan geçirilip geçirilmediği ve harcanan enerji miktarları da araştırılıp saptanarak sanığın hukuki durumunun tespiti yerine eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Suç tarihleri itibariyle sanığın işyerlerinde kullandığı priz, lamba ve elektrikli aletlerin sayısı, kullanım süreleri ve kurulu güç dikkate alınarak tutanak tarihlerindeki normal tarife üzerinden her bir tutanak için ayrı olacak biçimde bilirkişiye hesap ettirildikten sonra, 765 s. TCK. nun 522/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanığın müşteki idarenin bildirdiği ve içerisinde ceza ve KDV. miktarlarının da bulunduğu kaçak elektrik tarifesi uyarınca hesaplanmış değerlerinin toplamı esas alınarak bu miktarların pek fahiş kabulüyle aynı madde uyarınca 1/12 artırım yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
3- Sanığın kaçak kullanım bedellerini cezası ile birlikte ödediğine yönelik savunması dikkate alınıp, bu durum müdahil idareden sorularak, sonucuna göre 765 s. TCK. nun 523/1 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
4- Katılan kurum vekilinin oturumlarda hazır bulunmadığı, yalnızca katılma istemini içeren dilekçeleri mahkemeye verdiğinin anlaşılması karşısında, karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesine göre dilekçe yazım ücreti yerine yazılı biçimde maktu vekalet ücretine hükmolunması,
5- Sanığın 26.07.2004 günlü temyiz dilekçesinde 647 s. Yasanın lehe olan hükümlerinin uygulanmasını talep etmesine rağmen, aynı Yasanın 4 ve 6. madde hükümlerinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı biçimde hüküm kurulması,
6- Gerekçeli karar başlığında katılan ibaresi yerine müşteki yazılmak suretiyle 5271 s. CMK. nun 232/2-b maddesine muhalefet edilmesi,
7- Gerekçeli karar başlığına suçun işlendiği yerler, tarihleri ve zaman dilimleri yazılmayarak 5271 s. CMK. nun 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı 1412 s. CMUK.nun 321. maddesi gereğince istek gibi BOZULMASINA, 02.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy