(5271 S. K. m. 147, 170, 174, 309)
Kasten yaralama suçundan şüpheli Ü.K. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Maçka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.12.2007 tarihli ve 2007/336-194 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174.maddesi gereğince iadesine dair Maçka Sulh Ceza Mahkemesinin 08.01.2008 tarihli ve 2007/105 sayılı kararına yönelik itirazın kısmen reddine ilişkin Maçka Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2008 tarihli ve 2008/1 değişik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04.03.2008 gün ve 2008/13849 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 07.04.2008 gün ve 2008/65778 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilip okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair somut bir delil bulunmadığı, delil olarak 05.08.2006 tarihli tanık olarak alınan ifade esas alınmış ise bu ifadenin tek başına yeterli delil kabul edilemeyeceği, yine tanık olarak alınan bu ifade esas alınmışsa tanık olarak ifade alındığından 5271 sayılı Kanun'daki şüpheliye ait 147. maddedeki hakların hatırlatılmaması, müdafii huzurunda ifadenin alınmaması dolayısıyla ileri aşamalarda ifadenin inkarı halinde önceki ifadenin delil niteliğini kaybedecek olması ve iddianame de suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun varsa mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmamış olması nedeniyle iddianamenin iadesine, keza itirazın bu yönlerden reddine dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun'un 170/1 maddesi gereğince kamu davası açma görevinin Cumhuriyet Savcısında olduğu, anılan maddenin 2. fıkrasında ise soruşturma evresi sonucunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısının iddianame düzenleyeceği ve suçun işlendiği hususunda yeterli şüphenin oluşup oluşmadığının takdirinin Cumhuriyet Savcısına ait olduğu gibi Cumhuriyet Savcısının kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermeye zorlanamayacağı cihetle, suçun işlendiğine dair somut ve yeterli delil bulunmadığı takdirde mahkemesince yargılama aşamasında beraat kararı verilebileceği gözetilmeksizin,
Yine mahkemece iddianamenin iade sebebi olarak gösterilen suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun varsa mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmamış olması hususunun iade sebebi olamayacağı, keza dosya kapsamına göre, iddianamede belirtilen eylemin suç oluşturup oluşturmadığı ve eylemin vasıflandırmasının mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesi suretiyle mahkemesine ait olacağı gözetilmeksizin, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği Düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Maçka Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 11.01.2008 gün ve 2008/1 D.İş. sayılı kararın 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine 29.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy