(5271 S. K. m. 231, 253, 254) (5237 S. K. m. 58, 125) (765 S. K. m. 72) (647 S. K. m. 5) (1412 S. K. m. 326)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK. nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK. nun 58. maddesinin 3. fıkrasında, tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağının belirtilmesi nedeniyle tekerrüre esas sabıkaları bulunan sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı TCK.nun 125/1. maddesi uyarınca seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesinin mümkün olmaması karşısında; hakaret suçu yönünden 765 sayılı TCK hükümlerinin 5237 sayılı TCK.nu hükümlerine göre, sanık lehine olduğu açıkça anlaşıldığından ve yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususa değinen bozma görüşüne iştirak edilmemiş ve dosya içeriğine göre de, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) Uzlaştırma işlemlerinin; 5271 sayılı CMK'nun uzlaştırma işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 253 ve 254. maddelerinde öngörülen yöntem izlenmek suretiyle yerine getirilmesi zorunlu olduğu halde, uzlaşma kapsamında bulunan hakaret suçundan dolayı sanığa uzlaşma teklif edilmeden şikayetçinin 16.02.2006 tarihli celsede alınan beyanında, uzlaşmayı kabul etmemesi yeterli görülerek eksik ve usulsüz işleme dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2-) Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından verilen cezaların 765 sayılı TCK'nun 72. maddesi uyarınca toplanması sonucu bulunan sonuç adli para cezasının 451 YTL. yerine 411 YTL. olarak belirlenmesi,
3-) Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 27.10.2005 tarihli bozma kararından önce verilen ve sadece sanık tarafından temyiz edilen 21.05.2003 tarihli hükümde, sanık hakkında hükmolunan para cezasının 647 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca 10 eşit taksitle tahsiline karar verildiği ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bu hususun 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden hükmolunan adli para cezasının 4 eşit taksitle ödenmesine karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 02.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy