(7201 S. K. m. 10, 35) (1412 S. K. m. 305, 317) (5271 S. K. m. 226, 231, 253, 254) (5237 S. K. m. 116, 119) (765 S. K. m. 202, 240)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligatın tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresine yapılması gerektiği, yokluğunda hüküm verilen sanık Fahri Özen'in 08.06.2006 tarihli oturumda mahkemeye son bildirdiği adresi olan Mirali Köyü yerine eski adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yapılan gerekçeli karar tebliği usulüne uygun olmadığından mahkemenin 14.02.2008 tarihli temyiz isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesine dayalı red kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
1-) Kasten yaralama suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK. nun 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanık müdafiinin temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-) Konut dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince;
A-) Sanığa atılı konut dokunulmazlığını geceleyin bozma suçunun suç tarihinden sonra 19.12.2006 tarih ve 26381 nolu Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1.fıkrası (b) bendi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın konut dokunulmazlığını bozmak suçu uzlaştırma kapsamına alındığı halde, 5271 sayılı CMK. nun 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
B-) Soruşturma evresinde dinlenen ve olay hakkında bilgisi olduğu anlaşılan tanıklar Mustafa Subaşı, Halil İbrahim Bingöl İbrahim Oktay'ın dinlenilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
C-) Suçun tahmine dayalı olarak saat 18.00 sıralarında işlendiğinin belirtilmesi ve güneşin 16.57'de battığının saptanması karşısında suçun gece sayılan bir zamanda işlendiği hususunun şüpheli bulunduğu, şüphenin sanık lehine uygulandığının gözetilmemesi,
D-) 5237 sayılı TCK. nun 116/4. maddesi gereğince açılan kamu davasında sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK. nun 119/1-c maddesi ile uygulama yapılmak suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 226. maddesine aykırı davranılması,
E-) Her ne kadar sanığın adli sicil kaydında mevcut Ankara 6.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.10.1997 tarihli 157-185 sayılı 03.03.1999 tarihinde kesinleşen ve 765 sayılı TCK. nun 202/1. maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezasına ilişkin ilamı dikkate alındığından 5271 sayılı CMK. nun 231. maddesinin uygulanmasına engel ise de; sanığın hüküm tarihinden sonra mahkemeye ibraz ettiği aynı mahkemenin 29.12.1999 gün ve 1999/291-305 sayılı ilamı ile sanık müdafiinin anılan kararla ilgili yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek bu kez 765 sayılı TCK. nun 240. maddesi uyarınca 2.100.000 TL ağır para cezası ile cezalandırıldığı ve cezasının ertelendiği anlaşılmakla bu ilamın kesinleşme şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek sonucuna göre, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nun 231. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy