(5271 S. K. m. 231, 253, 254) (5237 S. K. m. 7, 125) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 81, 482)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Karar: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 s. CMK.nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanığa atılı hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olup hüküm tarihi itibariyle uzlaşma kapsamındaki suçlardan olduğu halde, 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 253. ve 254. maddeleri uyarınca salt katılandan sorulup, sanıktan sorulmayarak eksik kovuşturma ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Uzlaştırma işlemlerinden sonuç alınamaması halinde; 5237 s. TCK.nun 7. ve 5252 s. Yasanın 9. maddeleri uyarınca sanığın hakaret eyleminin uyduğu kabul edilen 5237 ve 765 s. TCK.nun ilgili bütün hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçlar belirlenmesi, bu biçimde bulunan sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, özellikle de suç gününde yürürlükte olup, sanığın eylemine uyan 765 s. TCY.nın 482/3. maddesinde özgürlüğü bağlayıcı ceza ile birlikte para cezasına da hükmedilmesinde zorunluluk bulunması, 5237 s. TCK.nun sanığın eylemine uyan 125. maddesinde ise özgürlüğü bağlayıcı ceza ile adli para cezasının yasada seçenekli olarak öngörüldüğünden, cezası ertelemeyen sanık hakkında seçenek yaptırım olarak adli para cezasının tercih edilmesi durumunda, 5237 s. TCK.nun 125. maddesinin sanık lehine olacağı da gözetilerek açıklanan biçimde ve denetime olanak verecek şekilde değerlendirme yapılmadan, 765 s. TCK.nun sanık lehine olduğundan bahisle yazılı biçimde hüküm kurulması,
3- Sanık ve müdafiinin 28.12.2005 günlü oturumda hazır bulunup lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını talep etmesine rağmen, 765 s. TCK.nun 59. maddesinin sanık lehine uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir karar verilmemesi,
4- Sanığın adli sicil kaydında gösterilen ilamların kesinleşme ve infaz şerhlerini gösterir onaylı suretleri getirtilip incelenerek, sonucuna göre 765 s. TCK.nun 81. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı istek gibi BOZULMASINA 03.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy