(765 S. K. m. 89) (5271 S. K. m. 231, 232) (5237 S. K. m. 3, 50)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Oluşa ve dosya içeriğine göre, 55 promil alkollü olarak sevk ve idaresindeki özel otosu ile meskun mahalde çift yönlü 8 metre genişliğindeki yolda seyir halinde iken istikametine göre soldan yola girerek karşıdan karşıya geçmekte olan şikayetçiye çarparak taksirli davranışı sonucu basit tıbbi müdahale ile giderebilecek şekilde yaralanmasına neden olan sanığın eylemi taksir oluşturması karşısında olayda unsurları oluşmayan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Şikayetçiye ait 03.02.2006 doktor raporunda; şikayetçinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı belirtildiği ve kemik kırılmasından bahsedilmediği ve hükmün gerekçesinde de bu şekilde kabul edildiği halde, hüküm kısmında sanık hakkında taksirle yaralama suçundan hükmolunan cezada 765 sayılı TCK.nun 89/2-b maddesi uyarınca artırım yapılarak gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunması ve fazla ceza tayin edilmesi,
3- Gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 Sayılı CMK. nun 232/2-c maddesine aykırı davranılması,
4- Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan tayin edilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK. nun 50/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği halde, aynı kanun maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu suç yönünden de deneme süresi belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Hükümden sonra 8.2.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezaların tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanığa trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen 1 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK. nun 50. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu maddenin l. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Üst C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09.03.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Babaeski Sulh Ceza Mahkemesinin kararında TCK. nun 44. maddesi gözetilmeyerek, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ve taksirle yaralama suçundan hüküm kurması kanuna aykırı olduğu gibi, Dairemiz Sayın Çoğunluğunun Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraati gerekir, düşüncesine aşağıda arz edeceğimiz şekilde katılmak mümkün değildir.
1- Sanık hakkında 9.2.2006 tarihli iddianamede kamu davasına konu edilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, tüm dosya kapsamıyla oluşmuştur.
5237 Sayılı TCK. nun 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu suçu denetleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesinin istikrarlı içtihatlarıyla yön bulmuştur. Buna göre; Bu suçun oluşması için kişinin alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına karşın araç kullanması gerekir. Olayda sanığın aldığı alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemiyecek durumda olup olmadığı hususunun tıbbi bulgular ya da sanığın dışa yansıyan davranışları dikkate alınmak suretiyle saptanmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.5.2007 gün ve 2-103-111 sayılı kararında da, suçun uygulanma koşulları yaptırım altına alınan eylem, alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanmasıdır. Bu suç kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol veya uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmayıp, kişinin bu halde emniyetli şekilde araç kullanamayacağını bilerek araç kullanması gerekmektedir. Kişinin emniyetli şekilde araç kullanamayacak durumda olduğunun her somut olayda saptanması zorunludur. Bir başka anlatımla alkol veya uyuşturucu madde kullanılmasına rağmen kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanabildiği hallerde bu suçun oluşması olanaksızdır biçiminde açıklanmıştır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesine göre; uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Karayolları trafik yönetmeliğinin 97. maddesinin b/2. fıkrasında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinin kanlarındaki alkol miktarı, 0,50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar, denilmektedir.
Alkol almış sürücünün, sürücülükteki yeteneğinin alkolün etkisi sonucu olumsuz olarak etkilendiği, küçük dozlarda kullanıldığında insanların sabırsız oldukları, zihinsel faaliyetlerin bozulduğu bilinmektedir.
Trafik mevzuatı uyarınca, suç tarihinde 0.55 promilli bulunan sanık alkollüdür. Alkol raporu 3.2.2006 günü saat 19.55 de Babaeski Devlet hastanesinden alınmıştır. Kaza aynı gün saat 19.20'de olmuştur ve kaza ile rapor arasında 25 dakikalık zaman farkı vardır.
Sanığın dışa yansıyan davranışı irdelendiğinde, trafik kaza tesbit tutanağında belirlendiği gibi, sanık aracını hızlı kullanmaktadır. Seyir esnasında yolun sol tarafından yolu karşıdan karşıya geçmekte olan ve geçişlerini tamamlamakta olan yaya Recebiye ve oğluna çarpmıştır. Yayaların karşıdan karşıya geçişlerini tamamlamak üzere olduklarından kusurlarının bulunmadığı tutanakla belirlenmiştir. Fren mesafe izi 5,5 metredir. Bu sanığın hızlı olduğunu göstermektedir.
Sanık yaralamalı trafik kazasına neden olmuştur. Bu kazada yolun genişliğinin 8 metre olduğu gözetildiğinde, kazanın oluş şekli itibariyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullandığı anlaşılmaktadır.
Sanık alkollü olmasına rağmen aracını meskun mahalde hızlı kullanarak kişilerin hayat, sağlık veya mal varlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmiştir. Eylem, TCK. nun 179. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını ihlal eder niteliktedir.
2- Babaeski Mahkemesi hükmünü kurarken TCK. nun 4. maddesini dikkate almamıştır. Bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın TCK. nun 44. maddesi hükmü karşısında sadece daha ağır cezayı gerektiren trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçundan sorumlu tutulması gerekirken ayrıca taksirle yaralama suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi pek çok kararında (ör.9 CD. 12.12.2007 11412-9308, 3.11.2007 9982-8317, 26.11.2007 4493-8619 vb.) bu hususu belirlemiştir.
Bu nedenle TCK. nun 44. maddesi yollamasıyla sanığın TCK. nun 179/2-3 maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken hem TCK. nun 179/3 hem de TCK. nun 89/l-2, b maddeleriyle cezalandırılması yasaya aykırıdır. Öte yandan yukarıda arz edilen sebeple trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu sübut bulduğu halde, sübutu kabul etmeyen Dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne de katılmak mümkün olmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy