(5237 S. K. m. 29, 52, 106, 125, 129) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 309) (1412 S. K. m. 343)
Dava: Hakaret ve sair tehdit suçundan sanık
..'in, 5237 sayılı TCK. nun 125/1, 129, 52. maddeleri gereğince 300 YTL adli para, anılan Kanun'un 106/1-2, 29, 52. maddeleri uyarınca 300 YTL adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair, İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2008 tarihli ve 2007/100 esas, 2008/43 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10.06.2008 gün ve 2008/32913 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay C. Başsavcılığının 01.07.2008 gün ve 2008/131052 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu;
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; Mahkeme kararlarında; iddia, savunma, sanığın yararına ve sanığa karşı olan tüm kanıtlar, sabit kabul edilen olaylar ve suçun kanuni öğelerinin nasıl oluştuğu açıklanıp tartış alarak dayanaklarının da gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34, 230 ve 232. maddelerine aykırı, gerekçeden yoksun biçimde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. Gereği Düşünüldü:
Yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 343. maddesinde, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı gidilebilen ve yasa (hukuk) yararı temeline dayanan, yazılı emirle bozma denilen olağandışı (olağanüstü) bir yasayolu bulunmaktaydı. 5271 Sayılı Ceza Yargılama Yasasında da bu korunmuştur.
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 309.maddesinde yer alan Kanun yararına Bozma istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı başvurulan olağandışı (olağanüstü) bir yasa yoludur.
Yasa yararına bozma yolu, yasaların eşit olarak daha doğrusu, aynı (tek) biçimde uygulanmasını sağlamak için salt yasa yararına benimsenmiş olağanüstü bir yasa yoludur. Bu nedenle çarpıcı hukuki aykırılıklara konu edilebilecek sıra dışı bir yasa yoludur. Yargıtay'ın hukuki sorunlarla ilgili bozma yetkisi de yasa yararına bozma yasa yolunda, olağan temyiz yoluna oranla çok sınırlıdır. Çünkü olağan temyiz yasa yolundaki bozma yetkisinin, olağandışı bir yasa yolu olan yasa yararına bozmada da kullanılması, yargının kesinlik otoritesine (hüküm dokunulmazlığına) ters düşer. Bundan dolayı, yasa yararına bozma yasa yolunun olağandışılığının ve ayrık nitelikte olmasının, duyarlılıkla korunması ve belirgin ve salt hukuki yanılgılarda bu yola gidilmesi zorunludur.
Bu bağlamda ele alındığında; gerekçe, kanıtların değerlendirilmesi gibi maddi sorunlar yasa yararına bozmanın dışındadır. Yine hukuka aykırılıkla ilgili olmayan, yalnız maddi/fiili ve de takdiri sorunlarla ilgili olan, Yargıtay'ın ilk derece mahkemelerinin yerine geçerek karar vermeyeceği ve düzeltme yapamayacağı konularda bu yola gidilmesi olanaksızdır. Başka bir deyişle, yasa yararına bozma üzerine, yeniden yargılamayı gerektirmeyecek konularda, Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi yerine geçerek bir düzeltme yapabileceği sorunlarla sınırlıdır.
Olayımızda, ilk derece mahkemesi, hükümlünün/sanığın sövme suçundan 5237 sayılı TCY'nın 125/1, 129, 52. maddeleri uyarınca 300 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan ise, 5237 sayılı TCY'nın 106/1-2, ile 52. maddeleri uyarınca 300 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Yasa yararına bozma istemi; hükümlü/sanık hakkında, yasal ve yeterli gerekçeye dayanılmadan, hüküm kurulduğu konusuna ilişkindir.
Hükümlü/sanık hakkındaki ilk derece mahkemesince verilen hükmün gerekçesinde yasada öngörülen hususların gösterilmemesi ise gerekçeye ilişkin olup, yasa yararına bozma yolunun kapsamına girmeyen bir konudur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler, gerekçeye yansıtılan oluşa, kabule ve değerlendirmelere göre, yerinde görülmediğinden REDDİNE, 21.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy