(647 S. K. m. 4, 6) (765 S. K. m. 491) (5271 S. K. m. 231)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 765 sayılı TCK. gereğince tayin olunan hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmiş olması karşısında tayin olunan cezanın tür ve miktarı itibariyle hükmün temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair 18.03.2008 tarih ve 529-76 Sayılı ek karar kaldırılarak 14.02.2008 tarihli kararın yapılan incelemesinde;
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Katılan kurumun 24.08.2005 tarihli yazısında, sayacın mühürleme tutanağının bulunmadığının belirtilmesi karşısında, sanığın eyleminin lehe olduğu kabul edilen 765 sayılı TCK'nun 491/ilk maddesinde belirtilen suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı kanunun 492/2. maddesi ile hüküm kurulması,
2-) 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesindeki koşullar tartışılmadan ve ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının doğuracağı sonuçlar itibariyle daha lehe olduğu gözetilmeden sanık hakkında hükmedilen cezanın 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına nazaran daha lehe olduğu belirtilerek yerinde olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanunun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 19.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy