(5237 S. K. m. 86) (5271 S. K. m. 231)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nun 86/2. maddesinde hapis ve adli para cezalarının seçenek olarak öngörülmesi karşısında, seçenek yaptırımlardan hapis cezasına hükmedilmişse, bu cezanın artık adli para cezasına çevrilmeyeceğini düzenleyen TCK'nun 50/2. maddesine aykırı olarak sanık Ahmet Ergül hakkında hükmolunan hapis cezasının 1.500.00 TL adli para cezasına çevrilmesi, O Yer C. Savcısının aleyhe temyizi nedeniyle, hükmün temyiz kabiliyetini ortadan kaldırmayacağından, tebliğnamenin 1 nolu düşüncesine katılınmamıştır.
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMY'nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanıklar ile O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27.05.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklar Ahmet Ergül, Rıfat Kaplan haklarında kasten yaralamak, Ali Kaplan, hakkında, kasten yaralamak hakaret suçlarından açılan davanın yapıp bitirilen duruşması sonucunda; kısa süreli olarak tayin edilen hürriyeti bağlayıcı cezalar yasal engele rağmen adli para cezasına çevrilmiştir. Mahkemenin hükmettiği sonuç cezalar 2000 YTL. yi aşmayan adli para cezasıdır.
Daire çoğunluğu, yasal düzenlemelere açıkça aykırı olarak kurulduğu anlaşılan hükmün, aleyhe temyiz bulunması nedeniyle, temyiz edilebilir bulunduğunu kabul ederek inceleme yapılmıştır.
İncelenmesi gereken husus hükmün temyiz edilebilir ve incelenebilir olup olmadığının öncelikle tesbitidir.
Ceza Genel Kurulu'nun 02.05.1983 gün ve 65/199, 02.05.1994 gün ve 97/126 sayılı kararlarında vurgulandığı gibi, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığı, hüküm tarihindeki yasal düzenlemelere göre belirlenmelidir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrasında, uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir hükmü yer almıştır. Sanıklar hakkında verilen sonuç cezalar 2000 YTL yi aşmayan adli para cezasıdır.
CMUK'nun 305. maddesi uyarınca 2 milyar liraya kadar para cezasına dair hükümler kesin nitelikte olup temyiz olunamaz, ancak kesin nitelikteki bu hükümler temyize elverişli olabilme ön koşulu ile suç vasfına yönelik temyiz üzerine, bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabilirler. (C.G.K. 29.11.2005 gün ve 2005/7-123-151)
Hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulması esas, hükmün kesin olması ise istisnayı oluşturmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanunumuz temyiz edilebilme kuralının istisnalarını halen yürürlükte bulunan CMUK'nun 305. maddesi ile düzenlemiştir.
5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen uygulanma zorunluluğu bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305. maddesi uyarınca, ceza mahkemesince verilen hükümler temyiz yasa yoluna tabidir.
Ancak yasa koyucu hüküm olmasına karşın bir kısım kararların kesin olduğunu belirtmek suretiyle bu hükümlere karşı temyiz yasa yoluna başvurulamayacağını, yalnızca kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceğini yine aynı maddede belirtmiş ve bunları da;
1 - İki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,
2 - Yukarı sınırı on milyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,
3 - Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler,
Olarak sınırlandırmıştır.
Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, iki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair olan mahkumiyet hükümleri ile yukarı sınırı on milyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri ve yasalarda kesin olduğu belirtilen hükümler kesin olup, temyiz yeteneği bulunmamaktadır.
Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 gün, 2009/2-43-56 sayılı kararında; Kesinlik kuralının istisnalarını, 5271 sayılı Kanunun 223 ve 1412 sayılı CMUK. nun 305. maddeleri yargısal kararlarda varılan ilkeler de dikkate alınmak suretiyle değerlendirildiğinde şu şekilde özetlemek mümkündür.
1- Mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine, temyiz denetimine konu olabileceği,
2- 5237 sayılı Yasanın 50 veya 52. maddeleri uygulanmak suretiyle hükmolunan ve başkaca herhangi bir hak kısıtlaması doğurmayan 2000 liraya kadar (2000 lira dahil) adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerinin kesin olacağı,
3- Müsadere kararları yönünden temyiz edilebilirliğin koşullarını belirleyen 01.07.1942 gün ve 25/42 sayılı İBK'nın, müsaderenin 5237 sayılı Yasada güvenlik tedbiri olarak öngörülmesi, güvenlik tedbirlerinin temyizi açısından ise 5271 sayılı Yasanın 223. maddesinde herhangi bir sınırlamaya yer verilmemesi nedeniyle, anılan İBK nın halen varlığını sürdürüp, sürdürmediğinin, ancak münhasıran bu konuyla ilgili yapılacak bir müzakerede değerlendirilebileceği,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2005 gün ve 134/163 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uygulanmak suretiyle tayin edilen sonuç adli para cezasının miktarına bakılmaksızın, maddedeki Bu hükmün uygulanması kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez düzenlemesi uyarınca temyiz yeteneğinin bulunacağı,
5- Kesin nitelikteki hükümlerin ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek koşuluyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine, bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabilecekleri,
6- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2005 gün ve 140/143 sayılı kararı uyarınca, gerek bir mahkumiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirlerinin, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracağı, 7- Ön ödeme nedeniyle verilen düşme kararlarında temyiz sınırının belirlenmesinde, ön ödeme miktarının dikkate alınması gerektiği,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrasında, uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir hükmü karşısında; Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 gün, 2009/2-43-56 sayılı kararında tespit ettiği, Mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine, temyiz denetimine konu olabileceği, düşüncesine katılmak mümkün değildir. Sonuç cezanın, 2000 YTL yi aşmayan adli para cezası olması halinde, kesin nitelikteki hükümlerin ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek koşuluyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine, bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabilecekleri, suç vasfı dışında yapılan ve maddi hatayı belirleyen aleyhe temyizlerin temyiz incelemesine konu olamıyacaklarını düşünmekteyim.
Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir hükmü karşısında, sonuç cezanın, 2000 YTL yi aşmayan adli para cezası olması halinde, kesin nitelikteki hükümlerin, lehe temyiz varsa incelenemez, aleyhe temyiz varsa incelenebilir kabulü çelişkidir ve kabul edilemez.
Hükümde açık hukuka aykırılıkların bulunması da, kesin nitelikteki bir hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmaz. Yargıtay'ca denetim olanağı bulunmayan bir hükmün hukuka aykırılıklar taşıdığı gerekçesiyle temyizen incelenmesi olanaksızdır (Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 gün, 2009/2-43-56 sayılı kararı).
Denetim makamı sonuç cezanın kesin olması karşısında, yasal düzenlemelere açıkça aykırı olarak kurulduğu anlaşılsa dahi, istikrar kazanmış ilkeler dışında temyiz incelemesi yapamaz.
İncelenen kararda, yukarıda sayılan, kesin hükme temyiz edilebilirlik vasfını kazandıran hiçbir özellik yoktur. Hatalı uygulamanın giderilme yolu temyiz yolu değildir. CMUK. nun 305. maddesi bunun yolunu tayin etmiştir. Adı geçen maddeye göre sonuç ceza 2000 YTL ve bunun altında olan adli para cezası temyiz olunamaz. Ancak haklarında CMUK'nun 343, CMK.309 ve 310. madde hükümleri dairesinde Yargıtay'a başvurulabilir. Bunun adı Kanun Yararına Bozma'dır. O halde kesin olan bu hükümde oluşan ve dairemizin tesbit ettiği yasal düzenlemelere açıkça aykırılık hali kanun yararına bozma ile belirlenmelidir.
Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 gün, 2009/2-43-56 sayılı kararında; Kesinlik kuralının istisnalarını belirleyen bir numaralı düşünceye katılmam mümkün olmadığı gibi, Ceza daireleri üyelerinin çoğunluğunun da farklı düşünmediği inancıyla ve istikrarı oluşturmak amacıyla, bu konunun Ceza Genel Kurulunda yeniden tartışılması gerekmektedir. İstikrarın oluşmasında katkıları büyük olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, konuyu İtiraz yasa yoluyla Yüce Ceza Genel Kuruluna getirmesi büyük önem taşımaktadır.
Temyize elverişli olmayan ve sonuç ceza ile kesin olan bir hükmün istisnaları söz konusu değilse, özel dairece olağan kanun yoluyla denetlenebilmesi mümkün değildir. Aksine uygulama CMUK'nun 305. maddesine aykırılık oluşturur.
Sanıkların ve aleyhe temyiz isteminde bulunan o yer C. Savcısının temyiz isteğinin CMUK'nun 317. maddesi uyarınca Reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girerek inceleme yapan sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün değildir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy