(5271 S. K. m. 231) (765 S. K. m. 59, 482) (5237 S. K. m. 7, 61, 125, 129) (5252 S. K. m. 9) (1136 S. K. m. 164)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozma üzerine yapılan yargılamada, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 CYY'nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; 765 sayılı TCK. nun 59. maddesinin uygulanması hakimin takdirinde olup, takdir hakkını, uygulanmaması yönünde kullandığı kabul edildiğinden, tebliğnamedeki bu madde ile ilgili bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın üzerine atılı hakaret suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca sanığın eyleminin uyduğu kabul edilen 765 sayılı TCK. nun 482/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK. nun 125/1. maddesinde tanımlanan hakaret suçundan dolayı her iki yasanın ilgili tüm hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçlar belirlenmeden, bu şekilde bulunan sonuç cezalar karşılaştırılmadan ve sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerekirken açıklanan şekilde ve denetime olanak verecek biçimde değerlendirme yapılmadan, özellikle 5237 sayılı TCK. nun 129/3. maddesinde; hakaret suçunun karşılıklı işlenmesi halinde olayın mahiyetine göre taraflardan biri veya her iki taraf hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza verilmesinden de vazgeçebileceğine ilişkin düzenleme karşısında, hükmün sonuçları itibariyle
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK. nun 125/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesi halinde, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı kanunun 1. maddesiyle 5237 sayılı TCK. nun 61. maddesine 9. fıkra eklenmesinden önce işlenen suçlarda adli para cezasının alt sınırının 5 gün olduğu gözetilmeden lehe yasanın belirlenmesi için 5237 sayılı TCK. nun 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca değerlendirilme yapılırken 5237 sayılı TCK. nın 125/1. maddesinde öngörülen adli para cezasının alt sınırı, seçimlik olarak öngörülen hapis cezasının alt sınırı ile eşit miktarda 90 gün olarak alınarak 765 sayılı TCK hükümlerinin sanıklar lehine olduğunun kabul edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın adli sicil kaydında gösterilen kasıtlı suçlardan olan kasten yaralama ve hakaret suçlarından mahkumiyetlerine ilişkin Sivrihisar Sulh Ceza Mahkemesinin 12.3.1992 tarih 1991/40 Esas, 1992/41 karar sayılı ve 19.7.1993 tarih, 1992/58 esas, 1993/143 karar sayılı ilamların adli sicilden çıkarılma koşullarının gerçekleştiği, diğer mahkumiyetlerinin ise taksirle işlenen ve kabahat nevinden suçlardan olduğu gözetilmeden sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğundan bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- 4667 sayılı Yasa ile değişik 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesine göre, hükmolunan vekalet ücretinin katılana verilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden katılan vekiline (avukata) verilmesine karar verilmesi,
4- Hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderlerinin miktarının gösterilmemesi ve dökümünün yapılmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 04.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy