(5271 S. K. m. 226, 231) (5237 S. K. m. 51, 58, 125)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK.'nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
I- Sanığın alkolün etkisiyle kendisine küfredip, bıçakla elini yaraladığına dair müştekinin iddiasını kabul etmeyen sanığın, olay günü çevreye rahatsızlık veren müştekinin abisi Servet Boyraz'ı uyarması üzerine çıkan tartışmada, müşteki ve kardeşi Servet'in oğlu Ahmet Turan'ı dövdüklerine dair, tanık olarak dinlenen oğlu Ahmet Turan tarafından da doğrulanan savunması, tanık olarak dinlenen müştekinin kardeşi Servet Boyraz'ın mahkemede doğruladığı 26.09.2005 tarihli Savcılık ifadesinde, sanığın alkolün etkisiyle kendisine küfretmesi üzerine karşılık verince, oğlu Ahmet Turan'ın da olaya karışması üzerine onunla kavga ettiğini, sanığın elinde bıçak bulunduğunu ancak kullanmadığını, sonradan gelen kardeşi müşteki Bülent'in kavgaya karışmadığını söylemesi, müştekinin aldırılan doktor raporunda sol el birinci ve ikinci parmak arasında 2 adet yüzeysel çizik bulunduğunun bildirilmesi karşısında, müşteki Bülent ile kardeşi olan tanık Servet ve savunma tanığı Ahmet Turan'ın ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi, giderilemediği taktirde hangisinin üstün tutulduğu karar yerinde tartışılıp, müştekide ki yaralanmanın bıçakla oluşup oluşmadığı konusunda raporu düzenleyen doktor da dinlenerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabule göre de;
1- İddianamede yer almadığı halde ek savunma hakkı verilmeden, sanık hakkında TCK'nın 125/4 ve 58. maddeleri uygulanarak, CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılması,
2- Sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması karşısında, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği dikkate alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, geçmiş mahkumiyetini değerlendiren ve 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesinde yer verilmeyen, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle cezanın ertelenmemesine karar verilmesi,
3- Sanık hakkında hükmolunan sonuç hapis cezaları ertelenmediği halde, TCK'nın 51/3. maddesi gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmesi ve herhangi bir yükümlülük ve uzman kişi görevlendirilmesine yer olmadığına karar verilip, sanığa ihtarat yapılmasına karar verilerek hükmün karıştırılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy