(5237 S. K. m. 50, 62, 86) (5271 S. K. m. 309) (1412 S. K. m. 343)
Dava: Kasten yaralama suçundan sanık
.. nın, 5237 sayılı TCK'nun 86/2, 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen kısa süreli hapis cezasının anılan Kanun'un 50/1-d maddesi uyarınca 3 ay süre ile sinema ve tiyatroya gitmekten yasaklanma tedbirine çevrilmesine dair, Bakırköy 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.07.2007 tarihli ve 2006/582 esas, 2007/416 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13.02.2008 gün ve 2008/9332 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay C. Başsavcılığının 13.03.2008 gün ve 2008/425555 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu;
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı TCK'nun Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar başlıklı 50/11-d maddesinde Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama süresinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlemesindeki özelliklere göre; mahkum olunan cezanın yarısından bir katma kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, çevrilebilir. hükmünün yer aldığı,
Sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırıma çevrilirken, kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa muhalif olmayan tarafları tatmin edici, denetime elverişli bir seçenek yaptırıma hükmedilmesi gerektiği, yasal ve yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan, sanığın kişiliğini ve suçun işlenmesindeki özellikleri değerlendirmeden kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın dosyaya konu seçenek yaptırıma çevrilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği Düşünüldü:
Yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 343. maddesinde, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı gidilebilen ve yasa (hukuk) yararı temeline dayanan, yazılı emirle bozma denilen olağandışı (olağanüstü) bir yasayolu bulunmaktaydı. 5271 Sayılı Ceza Yargılama Yasasında da bu korunmuştur.
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 309. maddesinde yer alan Kanun yararına Bozma istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı başvurulan olağandışı (olağanüstü) bir yasayoludur.
Yasa yararına bozma yolu, yasaların eşit olarak daha doğrusu, aynı (tek) biçimde uygulanmasını sağlamak için salt yasa yararına benimsenmiş olağanüstü bir yasayoludur. Bu nedenle çarpıcı hukuki aykırılıklara konu edilebilecek sıra dışı bir yasayoludur. Yargıtay'ın hukuki sorunlarla ilgili bozma yetkisi de yasa yararına bozma yasa yolunda, olağan temyiz yoluna oranla çok sınırlıdır. Çünkü, olağan temyiz yasayolundaki bozma yetkisinin, olağandışı bir yasayolu olan yasa yararına bozmada da kullanılması, yargının kesinlik otoritesine (hüküm dokunulmazlığına) ters düşer. Bundan dolayı, yasa yararına bozma yasayolunun olağandışılığının ve ayrık nitelikte olmasının, duyarlılıkla korunması ve belirgin ve salt hukuki yanılgılarda bu yola gidilmesi zorunludur.
Bu bağlamda ele alındığında gerekçe, kanıtların değerlendirilmesi gibi maddi sorunlar yasa yararına bozmanın dışındadır. Yine hukuka aykırılıkla ilgili olmayan, yalnız maddi/fiili ve de takdiri sorunlarla ilgili olan, Yargıtay'ın ilk derece mahkemelerinin yerine geçerek karar vermeyeceği ve düzeltme yapamayacağı konularda bu yola gidilmesi olanaksızdır. Başka bir deyişle, yasa yararına bozma üzerine, yeniden yargılamayı gerektirmeyecek konularda, Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi yerine geçerek bir düzeltme yapılabileceği sorunlarla sınırlıdır.
Olayımızda, ilk derece mahkemesi, hükümlü/sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 50/1-d maddesi uyarınca takdiren 3 ay süre ile sinema ve tiyatroya gitmekten yasaklanma tedbirine çevrilmesine karar vermiştir.
Yasa yararına bozma istemi; hükümlü/sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, yasa koyucunun amacına ve mantığa uygun olmayan, tarafları tatmin etmeyen, denetime elverişli de bulunmayan, yasal ve yeterli gerekçeye dayanılmadan, hükümlünün/sanığın kişiliği ve suçun işlenmesindeki özellikler değerlendirilmeden söz konusu tedbire çevrilmesinin yerinde olmadığı konusuna ilişkindir.
Hükümlü/sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının ilk derece mahkemesince, belirlenen tedbire çevrilmesi, değerlendirme, gerekçe ve takdiri sorunlarla ilgili olduğu gibi, hükümde çarpıcı, ciddi ve belirgin bir hukuka aykırılık da söz konusu olmadığından, yasa yararına bozma yolunun kapsamına girmeyen bir konudur.
Sonuç: Sonuç olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşüncelerin, gerekçeye yansıtılan oluşa, kabule ve değerlendirmelere göre, yukarıda açıklanan ayrık nitelikteki koşulların bulunmaması nedeniyle yerinde görülmediğinden REDDİNE, 14.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy