(5237 S. K. m. 62, 228) (7201 S. K. m. 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 55)
Dava ve Karar: Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan sanık H. B. D.'in, 5237 sayılı TCK.nun 228/1, 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis ve 375 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 17.06.2008 tarihli ve 2007/901 esas, 2008/475 sayılı kararına yönelik temyiz talebinin, sanığın süresinden sonra temyiz talebinde bulunduğundan bahisle reddine ilişkin aynı Mahkemenin 07.10.2008 tarihli ve 2008/1214 müt.sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04.03.2009 gün ve 2009/23361/12818 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2009 gün ve 64956 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, gıyapta verilen kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca sanığa tebliğ edilmesine rağmen sanığın süresi içerisinde temyiz kanun yoluna başvurmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, mahkemece çıkarılan tebligatın sanığın adres bırakmadan ayrıldığının tespit edilmesini müteakip, tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı tüzüğün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanları tebliğ tutanağına yazıp altına imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekeceği, adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer almasının, zorunlu şekil şartı olduğu cihetle, belirtilen şekil şartı yerine getirilmeden 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı, bu sebeple sanık tarafından verilen 29.09.2008 havale tarihli dilekçenin 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca öğrenme üzerine süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, temyiz dilekçesinin kanuni sürenin geçmesinden sonra verildiğinden bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul 1.Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 07.10.2008 gün ve 2008/1214 müt. sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dairemizce temyiz incelemesi yapılması için tebliğname düzenlenmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 11.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy