(5237 S. K. m. 142) (5252 S. K. m. 9) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 9/1. maddesine göre, 01.06.2005 gününden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Yasasının lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş ise de;
Aynı yasanın 9/3. maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinin belirtildiği düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki kanunun bütün hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki kanun suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini sebebi sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle bütün bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
Tüm bu hususlara göre, mahkemenin duruşma açarak delilleri tartışması, eylemi nitelendirdikten sonra lehe yasanın belirlemesi gerekirken, evrak üzerinde yaptığı inceleme sonucunda, yazılı biçimde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istek gibi BOZULMASINA, 02.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy