(647 S. K. m. 4, 5, 6) (765 S. K. m. 191, 482) (5271 S. K. m. 231)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarında 765 sayılı TCK uygulanarak hükmolunan hapis cezalarının, 647 Sayılı Kanun 4 ve 6. maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrilip ertelenmesi nedeniyle açıkça lehe olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki (3) numaralı bozma düşüncesine katılınmamıştır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık hakkında 765 sayılı TCK. nın 482/3 ve 191/1. maddeleri uyarınca hükmolunan hapis cezalarının, 647 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca paraya çevrilmesi karşısında hükümlerin temyizi kabil olduğu gözetilmeden, kesin olarak verildiğinin belirtilmesi,
2- Hakaret suçundan sanığın eylemine uyduğu kabul edilen 765 sayılı TCK'nın 482/3. maddesinde, para cezasıyla birlikte öngörülen hapis cezasının alt sınırının 1 ay olduğu gözetilmeden 15 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
3- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Cumhuriyet Savcısının hükümlüye ödeme emri tebliği üzerine belirli süre içinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından 647 sayılı Yasanın 5/5. maddesi uyarınca gecikme zammına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 03.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy