(5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 7, 58, 142, 203) (765 S. K. m. 49, 492) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 Sayılı C.M.K.nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması sebebiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak.
Sanığın evinde yapılan denetimde kolondan direkt hat çekmek suretiyle sayaçsız olarak kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin 1.2.2005 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağı sebebiyle 5237 sayılıT.C.K.nun 142/1 -f, maddesinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, tutanak düzenleyici tanıkların kovuşturma sırasındaki yeminli anlatımlarında borçtan dolayı sayaç daha önce söküldüğü halde kolondan direk hat çekilerek kaçak elektrik kullanıldığını belirttikleri ve katılan kurumun 25.4.2007 tarihli yazısına göre 68326 numaralı abonede ilk mühürlemenin 24.10.2001 tarihinde yapıldığının anlaşılması karşısında; öncelikle sayacın borcu ödenmediğinden hangi tarihte kurum tarafından söküldüğü ve bu sırada elektriğin kullanılmasını engelleyecek şekilde mühürleme yapılıp yapılmadığı araştırılarak, mühürleme yapılmamış ise sanığa atılı suçun 765 Sayılı T.C.K.nun 491/ilk maddesi, mühürleme yapılmış ise aynı kanunun 492/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 5237 Sayılı yeni T.C.K.nun ise 142/1 -f, maddesiyle birlikte mühür bozma suçuna uyan 203. maddesinin de uygulanması gerektiği dikkate alınarak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nun 7/2 ve 5252 Sayılı kanunun 9/3. maddeleri uyarınca sanığın eyleminin uyduğu kabul edilen her iki yasanın bütün hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle sanığın lehine olan yasanın tespiti gerekirken, açıklanan şekilde ve denetime olanak verecek biçimde değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde 5237 Sayılı T.C.K.nun 142/1 -f, maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması.
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy