MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Hükümlü ... müdafiinin temyiz isteğinin incelenmesinde:
Hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan.... Sulh Ceza Mahkemesinin 17.09.2004 tarih, 884-895 sayılı karar ile kurulan mahkumiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay'a gönderilen dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığınca 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/2. maddesi uyarınca duruşma yapılıp yeni bir karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmesini takiben, sadece sanık ... hakkında hüküm kurulması gerektiği ve hükümlü ... hakkında yeniden hüküm kurulması gerekmediği, ancak 5237 sayılı TCK.nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca uyarlama yargılaması mümkün olup, 24.11.2011 tarihli kararda hükümlü ... hakkında kurulan hükmün ise uyarlama yargılaması yapılarak kurulan bir hüküm olmayıp diğer sanığın müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığınca 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/2. maddesi uyarınca dosyanın iadesinden sonra diğer sanığın temyizinin yansıtılarak kurulan bir hüküm olması nedeniyle hukuken bir geçerliliği olmadığından 24.11.2011 tarihli kararda ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik konusu bulunmayan temyiz isteğinin 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca (REDDİNE),
II- Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde:
Dosyadaki vekaletname örneğine göre Av. ... ...'ın sanık ... müdafii olduğu,sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen kararın ,7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesinin vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı hükmüne karşın, müdafii yerine sanığa yapıldığı,bu nedenle sanığa yapılan tebligatın temyiz süresini başlatmayacağı , müdafiin gerekçeli kararın kendisine tebliğ edildiği 08.11.2013 tarihi öncesinde, öğrenme ile yaptığı 25.01.2012 tarihli temyizin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanın 02.11.2006 tarihli oturumda,sanık ...'in yanında şoför olarak çalıştığını ve araçla depodan mal taşıyabilmesi için deponun bir anahtarının sürekli olarak sanıkta durduğunu anlatması,sanık ...'in de bu anahtarı kullanıp depoyu açmak suretiyle hırsızlığı gerçekleştirdiğini savunması karşısında,sanık ...'in katılanın bilgisi ve rızası ile taşıdığı anahtarın ,haksız yere elde bulundurulan anahtar sayılması olanaklı bulunmadığından,tebliğnamenin,suçun niteliğinin haksız yere ele geçirilen anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık olduğuna ilişkin kabulü benimsenmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY. nın 491/3 maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suçun işlendiği 01.06.2004 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 20/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy