(5320 S. K. Geç. m. 2) (1412 S. K. m. 317) (5237 S. K. m. 61, 142, 143, 168) (4721 S. K. m. 763) (YCGK 04.03.2008 T. 2008/6-47 E. 2008/43 K.)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasındaki 24/08/2015 tarihli beyanından suçun gece saat 01.00 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşısında, hırsızlık suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanmaması, suça sürüklenen çocuk suç tarihinden bir gün sonra başka bir olay nedeni ile yakalandığında müştekiye yönelik bu eylemi de gerçekleştirdiğini ve bisikleti 250 TL karşılığında Enes adlı şahsa sattığını söyleyerek verdiği telefon numarasından ulaşılan Süleyman Enes Subaşı’dan bisiklet alınarak müştekiye teslim edilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/03/2013 gün ve 2012/6-1232 E., 2013/106 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı bir üçüncü kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden suça sürüklenen çocuğun, satıştan elde ettiği menfaati iade etmeden üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan eşyayı sattığı yeri göstermesi, etkin pişmanlık olarak değerlendirilemeyeceği gibi, eşyanın satın alınan kişiden alınarak şikayetçiye iade edilmiş olması durumununda 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesi kapsamında suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulünün mümkün olmaması nedeniyle, suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından; cezadan indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin, yaş küçüklüğü nedeniyle cezadan indirim yapılmasına ilişkin aynı Kanun'un 31/3. maddesinden sonra uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, TCK'nın 61. maddesine aykırı davranılması sonuca etkili görülmediğinden; TCK’nın 142/2-h, 168/1-4 ve 31/3. maddelerine göre hesaplanan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasından, aynı Kanun’un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu 11 ay 3 gün yerine 11 ay 20 gün hapis cezasına, sonuç olarak da 6660 TL adli para cezası yerine 7000 TL adli para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04/03/2008 gün ve 47/43 sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda eleştiri konusu yapılan ve suça sürüklenen çocuğun gerçekte alması gereken ceza miktarından daha az bir ceza almasına yol açan mahkeme uygulamasının suça sürüklenen çocuğun lehine olması nedeniyle, bu yanılgılı uygulamada yapılan hatadan ötürü ikinci kez atıfet sağlayacak şekilde bozma yapılmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmayacağı anlaşıldığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 15/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)