(1086 S. K. m. 92) (743 S. K. m. 462,489)
Dava: F. Çengel ve rüfekası taraflarından A.Battal varislerinin davasında davalı ve Ö. Battal'ın vasiyetinin iptalinde mukabil davacı H.Battal ve rüfekası ile Gaziantep valisini temsilen, Milli Eğitim Bakanlığına ve Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğüne izafeten hazine avukatı M. Gürsoy ve Gaziantep İlkokul Yaptırma Derneği Başkanlığı vekili avukat M. E. Alpay aleyhlerine; murisleri Aliye ile kocası Ö. Battal'ın müştereken malik bulundukları 48 parsel sayılı gayri menkullerini 28.02.1959 tarihli vasiyetname ile davalılar lehine bazı şartlarla vasiyet etmiş iseler de; mezkûr vasiyetnamenin Kanuni şartlara uygun olmadığından iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davanın yapılan muhakemesi sonunda; Karar yerinde izah olunan sebeplere binaen Ö. Battal'ın vasiyetnameyi okuyamadığı halde metninin bu şekilde tanzim edilmesinin Kanuna ve Usule aykırı olduğu ve vasiyetname bir kül olup Kanuni şekil ve şartlardan noksanlık halinde iptali icap edeceğinden Gaziantep Noterliğince 28.02.1959 tarihinde 2676 numara ile tanzim edilen vasiyetnamenin iptaline dair verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm; taraflar yönünden temyiz edilmekle dosyadaki kağıtlar okunup gereği görüşüldü:
Vasiyetçi Noter huzurunda kanuni şekilde vasiyetname tanzim ettirmiştir. Noterin tespit ettiği ikrara dair vakıa, muteberdir. Bunun sahte olduğunun ispatı ile ancak vasiyetname tamamen batıl addedilebilir. Bahis mevzuu vasiyetnamenin sahteliği iddia olunmamıştır. Medeni Kanunun 489 uncu maddesi vasiyetten rücuun ancak kanunda muayyen şekillerden birine tevessül suretiyle olabileceğini bildirmektedir. Bu maddedeki hüküm Kanunun amir hükümlerindendir.
Vasiyetçinin kanuni şekle uymayan bir ifadesi vasiyetin hükümsüz kalmasına sebep olamaz. Sulh Hakimi huzurunda vasiyetçiden sadır olan beyanı Usulün 92 nci maddesine tevfikan ve vasiyetnamenin iptali davasında sadır olmuş bir kabul değildir.
Bir kimse Noterde (Vasiyetnameyi okudum, Arzularıma uygun olduğunu gördüm ve kabul ettim.) yolundaki şahitler huzurundaki beyanından sonra hayatında ve herkesin yanında vasiyetnameyi okumadan imza ettim. Dese ve bu ifadesi usulen tespit ve ispat edilse dahi bu durum 489 uncu madde karşısında vasiyetnamenin batıl addedilmesini icap ettiren bir hal diye telakki edilemez. Binaenaleyh Noterin şahitler huzurunda tespit ettiği bir hususun ancak sahteliği iddia ve ispat edilmek suretiyle vasiyetnamenin iptal olunabileceğinin düşünülmemesi isabetsizdir.
Sonuç: Bundan başka kabul suretine göre de, kadının yaptığı vasiyetname muteberdir. Muteber olan bu vasiyetnameye tevfikan malları iktisabeden kocaya Medeni Kanunun 462 nci maddesi mucibince bir mükellefiyet tahmil edilmiş bulunduğunun nazara alınmamış olması da yolsuzdur. HÜLASA; Yerinde olan davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA;
Davacı tarafın temyizine gelince; Hüküm davacı tarafın lehine çıkmıştır. Bu bakımdan bidayeten mevcut olmayan temyiz yetkisi ancak dairenin bozma kararı üzerine doğmuş bulunmaktadır. Binaenaleyh diğer hukuki sebeplerden dolayı vasiyetnamenin iptali gerekmediği yolundaki Mahkeme kararının da davacının temyizi bakımından tetkiki uygun görülmüş ve yapılan tetkikatta vasiyetnamenin müştereken yapılmasına ve iki infaz memuru tayinine ve vasiyetçilerin yekdiğeri lehlerine intifa hakkı tanımalarına mütedair itirazları yerinde görülmediğinden davacı tarafın bu hususlara dokunan temyiz itirazlarının da reddine ve aşağıda gösterilen temyiz giderlerinin ileride haksız çıkacak taraftan alınmasına 30.03.1963 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy