(743 S. K. m. 479, 485, 486, 487)
Dava: M.Onbaşıoğlu tarafından R.Ayüstün aleyhine müşterek murisleri Mustafa'nın davalı lehine vaki sözlü vasiyeti fevkalade ahvalden olmadığından iptaline karar verilmesi talebiyle açılan davanın yapılan muhakemesi sonunda; hüküm fıkrasında belirtildiği üzere fevkalade halin mevcut olduğu anlaşıldığından varidi olmayan davanın reddine dair verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen mürafaa yapılması suretiyle tetkiki davacı M.Onbaşıoğlu tarafından talep edilmekle mürafaa için tayin edilen bugün mümeyyiz M.Onbaşıoğlu bizzat geldi. Vekili B.Özelçi de vekaletnamesini verdi. Mümeyyezünaleyh vekili de hazır iki taraf konuştuktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Şifahi şekilde yapılan vasiyetin muteber addedilebilmesi için Medeni Kanunun 486. maddesinin aradığı ölüm tehlikesi, kalp ve kalpten mustarip hasta için tahakkuk etmiş addolunamaz. Bilhassa bir kimsenin hakiki arzusunun öldükten sonra bilinmesine imkan olmaması bakımından herhangi bir suiistimali önlemek maksadıyla Medeni Kanunun istisnai ve tehdidi hükümleri ihtiva ettiği göz önünde tutulması lazım gelir. Bir ölünün tespit edilen ifadesini samimi ve doğru olduğunu ispat için 486 ve 487. maddelerde sıkı hükümler konmuştur. Hadisemizde normal şekilde vasiyetnamenin yapılmasını hakikate imkansız kılacak hususlar ispat edilmiş değildir. Vasiyette bulunduğu ileri sürülen şahsın ölümü ani bir kaza neticesinde vukua gelmemiştir. Mevti intal eden beyin kanaması halinin ani hissedilmesi bir an için düşünülse bile vasiyet yapıldığı zaman şehirde bulunan ve evinde telefon olan bu şahsın şehirdeki noteri çağırtması daima mümkün idi, kaldı ki vasiyete şahadet eden şahıslar o sırada muris Mustafa'nın ani bir ölüm tehlikesi halinde bulunmadığını söylemişlerdir. Üstelik vasiyetin yapıldığı 12.09.1963 günü bir tatil günü de değildir.
Hulasa: Raporlara ve şahit ifadelerine göre müteveffanın Medeni Kanunun 479-485. maddelerinde emredilen şekilde vasiyetname yapılmasına her zaman imkanı mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi cihetine gidilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA ve duruşma için takdir olunan 400 lira avukatlık ücretinin ileride haksız çıkacak taraftan alınmasına 20.04.1965 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Ve işbu karar hazır bulunan iki taraf vekillerine tefhim olundu. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy