(743 S. K. m. 552)
Dava: Davacı mahkemeden aldığı yetki belgesine göre, E.S.'nin ölmesi üzerine mirasçılarının mirası reddetmiş olmalarından ötürü mirasın Hazine'ye kaldığına karar verilmesini istemiştir.
Dosyanın incelenmesinden E.S'nun 21.12.1971 gününde öldüğü, verasetinin eşi R. ile çocukları A. ve P.'ye intikal ettiği, mirasçıların 3.4.1972 gününde mirası reddettikleri, tescile ayrı ayrı karar verilmiş bulunduğu, böylece bütün mirasçıların mirası reddetmiş olduğu anlaşılmıştır. İşte mahkemece bu fiili durum karşısında, mirasın Hazine'ye aidiyetine karar verilmiştir.
Karar: Medeni Kanun'un 552. maddesinde en yakın kanuni mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur ve onun tarafından ancak bir ay içinde miras red olunabilir denildikten sonra 553. madde de miras, füruun tamamı tarafından red edilmiş ise, red keyfiyeti Sulh Mahkemesince karı kocadan sağ olana tebliğ olunur ve onun tarafından ancak bir ay içinde kabul olunabilir şeklinde bir hüküm konmuştur. Görülüyor ki iki maddenin kapsadığı hükümler birbirlerinin benzeridir. Sadece 552. maddede de (en yakın bütün mirasçılar) deyimi yerine 553. madde de (füruların cümlesi) sözleri yer almıştır. Bu değişik ifadelere rağmen sonucu itibariyle iki hüküm birbirine eş bulunmaktadır. Bu, bir çeviri yanlışlığından meydana gelmiştir. Zira kaynak İsviçre Medeni Kanunu'nda 552. maddenin karşılığı olan 573. madde, (ölenin en yakın bütün mirasçıları tarafından reddedilen miras, İflas Dairesi tarafından tasfiye edilir. Borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım, red vaki olmamış gibi hak sahibi olanlara verilir.) şeklindedir. 20.9.1950 günlü 4/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde açıklandığı gibi, Medeni Kanunu'nun uygulanmasında metinlerin kaynak kanuna uygun olarak yorumlanması gerekir. Çünkü, Medeni Kanunumuz'un miras sistemine göre mirasçısı bulunmayan tereke olamaz. Şayet Kanuni ve mansup hiç bir mirasçı yoksa tereke Hazine 'ye geçer (MK.448). Burada bir noktanın gözden kaçırılmaması gerekir. İsviçre metninde tasfiyenin, iflas dairesinde yapılacağı öngörülmüştür. Oysa, bizde buna gerek yoktur. Çünkü Sulh Hakimi terekeyi tasfiye ile görevlidir. Esasen Adalet Bakanlığınca hazırlanıp 1971 yılında yayınlanan Medeni Kanun ön tasarısında 552. madde, kaynak kanuna uygun olmak üzere (en yakın mirasçıların hepsi tarafından reddolunan miras Sulh Mahkemesince iflas kurallarına göre tasfiye edilir.) şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıdan beri açıklandığı gibi, mirasçılarının tümü tarafından red edilen miras, Hazine'ye geçmez. Tasfiye neticesinde bir şey kalırsa, yine, red olmamış gibi, hak sahiplerine, yani mirasçılara verilir. Böylece Hazine, hiçbir suretle terekeden bir şey alamaz: Hazine'ye terekenin intikal edebilmesi için, ölenin kanuni ve mansup hiçbir mirasçısının veya vasiyet yoluyla hak kazanan üçüncü kişilerin bulunmaması gerekir. Oysa olayda ölenin karısı ve çocukları vardır.
Sonuç: Böyle bir terekeden Hazine'ye herhangi bir şey intikal edemez. Bu bakımdan davanın reddi gerekirken aksine düşüncelerle E.S.'nin terekesinin Hazine'ye intikaline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy