(743 S. K. m. 275, 258)
Melahat Bilgin ve arkadaşları ile Ayten Ayvaz arasındaki evlatlığın ref'i davasının yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki davacılar tarafından istenilmekle,
Evlat edinme ile, aile içine üçüncü bir kişi gireceği cihetle evdeki huzur ve ahengin bozulması ihtimali ve özel durum dışında (MK.257/2) eşin miras payının azalması gibi sakıncalar gözetilerek evlatlık sözleşmesinin geçerliği için evlat edinenin eşinin muvafakati öngörülmüştür.
Kanunda, evlat edinmeye izinin hakim tarafından verilmesi, evlatlık sözleşmesinin, noterde düzenlenmesi gibi emredici kurallar tesbit edilmiş iken eşin muvafakatinin ne yolda alınacağı hususunda bağlayıcı veya yol gösterici bir hükme yer verilmemiştir. Diğer bir deyimle evlat edinmek isteyen kişinin karı veya kocasının muvafakatini yazılı mı, sözlü mü, beyan edeceği, bunu hakim önünde mi, noter de mi, ya da başka bir şekil ve belge ile mi ifade eyleyeceği hususları kanunda açık bırakılmıştır. Hal böyle olunca, muvafakatin zımni olması ya da icazet verilmesinde bir engel düşünülemez.
Olayda Hüseyin Bilgin'in, Ayten Ayvaz'ı evlat edinirken eşinin muvafakatinin alınmadığı ileri sürülerek evlatlık sözleşmesinin iptali istenmiştir. Gerçekten evlat edinme ile ilgili Ezine Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.4.1957 günlü ve 30/92 sayılı kararında eşin rızasına dair bir işaret bulunmadığı gibi, kararın dayanağı olan dosyada muvafakatinin alındığı yolunda açıklık yoktur.
Kanunen muvafakat şekle tabi olmadığına göre, habersiz yapılan bir evlatlık sözleşmesine karşı koymak ta şekle tabi değildir. Yani evlat edinenin karı veya kocası, muvafakati alınmadan bir evlatlık ilişkisi kurulduğunu öğrendiği takdirde, buna razı olmayacağını mektupla, noter eliyle kişiler aracılığı ile ve benzeri her çeşit yolla bildirebilir. Olayda bunların hiçbirisine başvurulmamıştır. 1957'den 1973 senesine kadar geçen 16 yıl içinde Melahat'ın (hem de kardeşinin çocuğu olan Ayten'in) kocası Hüseyin tarafından evlat edinildiğini bilmediğini ve duymadığını ileri sürmesi hayatın olağan akış ve mantığına tamamen ters düşen bir iddia olup, bu inanılması güç ve imkansız bir iddia tarzıdır. Bu bakımdan olayda Melahat'ın ilişkiyi bilmediği ve zımnen rıza göstermediği yolundaki iddia her yönü ile dayanaksız ve objektif iyi niyet kuralına aykırıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplere göre evlatlık sözleşmesinin iptaline ilişkin davanın reddi hakkındaki karar Usul ve Kanun'a uygun olduğundan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy