(743 S. K. m. 499)
Dava ve Karar: Dinlenen tanık sözleri ölüme bağlı tasarrufun (vasiyetin) düzenlendiği sırada miras bırakana karşı hile yapıldığını veya hataya düşürüldüğünü ya da tehdit edildiğini kabule elverişli değildir. Şöyle ki:
a) Hile (Aldatma), bir kimsenin iradesinin gerçek dışında açığa vurulması için ona karşı girişilen eylem ve davranışlardır. Yani, o kişinin gerçeği bilmesi halinde iradesini açıklamaktan kaçınacağı muhakkak olan hallerde hileden söz edilebilir. Örnek olarak bir kişi kira yönünden beyanda bulunduğu yerde, sözleşmeye bunun satım şeklinde geçmesi gibi. Olayda anılan nitelikte bir hilenin varlığını gösterir, bir delil olmadığı gibi, esasen davacı taraf da bu yolda bir vakıa ileri sürmemiştir. Öyle ise hileden söz edilemez.
b) Hata, gerçek irade ile, onun açıklanması arasındaki uygunsuzluktur. Olayda bunu kabule yarar deliller tespit olunmamıştır.
c) Tehdit, bir kimsenin kendisinin veya yakınlarından birinin can bütünlüğüne, ırz, şeref ve namus gibi kutsal varlıklarına ya da ekonomik varlığına karşı ağır ve hemen yapılması ihtimali bulunan bir zarar söz konusu olduğu zaman düşünülebilir. Olayda bu nitelikte bir eylemin varlığı hiçbir bakımdan gerçekleşmemiştir. O halde tehdit, başka bir ifade ile ikrah sonucu vasiyetnamenin düzenlendiği düşünülemez.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında Medeni Kanunun 499/2. maddesinde yazılı sebep ve şartlar bulunmadığı için mahkeme kararında isabetsizlik yoktur. Öyle ise bu yöne ilişkin karar düzeltme isteği yerinde değildir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy