(403 S. K. m. 26, 35, 46) (2644 S. K. m. 38) (743 S. K. m. 520)
Dava ve Karar: Ecanibin hakkı istimlaki hakkındaki 21 Şubat 1298 tarihli Kanun'un 2. maddesinde Devleti Aliyyeden mezuniyeti resmiye istihsal etmeksizin debdili tabiiyet edipte tarafı devleti aliyyece tabiyetten iskat olunan eşhasın memaliki Osmaniye'de istimlak ve tevarüs hakkından mahrum olacaklarına işaret edilmiştir. Bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra dahi bir süre yürürlükte kalmış, sonradan kabul edilen kanunlarla ortadan kalkmıştır.
Şöyle ki:
1 - 2644 sayılı Tapu Kanunu hazırlanırken 21 Şubat 1298 tarihli Kanun'un 2. maddesine paralel hükümler 11. madde olarak tasarıda yer almış iken, Danıştay Genel Kurulundan istişari olarak alınan mütalaada, bu hükmün gerek Medenî Kanun, gerekse Lozan ahitnamesine aykırı olduğu belirtildiği için (Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıt ceridesi Cilt 25, Sayı 61, Sahife 4 - 5) Mecliste aksine hiçbir düşünce dahi ileri sürülmeden tasarıdan çıkarılmış, 35. maddeye tahdit ve mütekabiliyet esasına dayanan hükümler konmuş ve 38. madde ile de 21 Şubat 1298 tarihli kanun zımnen yürürlükten kaldırılmıştır. (Prof. Dr. Hicri Fişek, Ankara Hukuk Fakültesi Dergisi, 1959 yılı sayı 304, Sahife 435 440)
2 - 1298 tarihli kanun esasen 2644 sayılı kanunla yürürlükten kalkmış olmakla beraber, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanun'unun 26 ve 35. maddesinde vatandaşlıktan çıkarılanların durumu düzenlenmiş, böylece 1298 tarihli kanun, bu tanzime aykırı hükümler taşıdığı cihetle 46. madde ile fiilen yürürlükten kaldırılmıştır.
Aslında 1298 tarihli kanun 403 sayılı Kanun'un 46. maddesi ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 38. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olmakla beraber, bu hükümlerin ilgayı kabule elverişli olmadığı düşünülse bile, başka bir sebeple de zımni bir ilganın mevcut olduğu inkar edilemez. Zira; mevcut bir kanunda yer alan hükümler sonradan çıkan bir kanunda yeni baştan düzenlendiği takdirde, önceki kanun zımnen ortadan kaldırılmış sayılır. İlk hükmün özel bir kanun olması ve sonradan çıkan Kanun'un genel nitelik taşıması buna engel değildir. Bu bakımdan 1298 tarihli Kanun'un en geç 403 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 11.2.1964 tarihinde ömrünü tamamlayıp yürürlükten kalkmıştır.
Vatandaşlıktan iskat, kişiyi miras hakkından mahrum bırakamaz. Çünkü Medenî Kanunun 520. maddesinde mirastan mahrumiyet sebepleri arasında bu ve buna benzer hüküm yoktur. (Prof. Dr. Erdoğan Göğer, Türk Tabiiyyet Hukuku 1972, Sahife 144 - 145) Diğer taraftan vatandaşlıktan iskat edilen kişilerin mallarının Hazinece tasfiye edileceğine ilişkin 403 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki hükmün, Türkiye'ye dönemeyen kişinin hukukunu korumak için öngörülen bir tedbirden ibaret olduğu, hiçbir suretle müsadere veya cezaî nitelik taşımadığı aşikardır. O halde 35. maddenin sadece iskat sırasında o kişiye ait mallara ilişkin bir tasfiye hükmü olarak yorumlanması, iskattan sonraki iktisaplarda yabancı muamelesine tabi olacağının ileri sürülmesi de 403 sayılı Kanun'un 35. maddesinin sevk amacına aykırıdır.
Neticeten 403 sayılı Kanun'un 35 ve Medenî Kanunun 520. maddesi karşısında vatandaşlıktan iskat, mirastan mahrûmiyeti gerektirmeyeceğinden istek gibi alacağın tahsiline karar verilmesi gerekirken olaya uymayan düşüncelerle ve az önce açıklanan gerekçeler ihmal edilerek davanın reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy