(1086 S. K. m. 348) (743 S. K. m. 502)
Dava : ( M.B. ) ve arkadaşları ile ( A.E. ) ve arkadaşları arasındaki tenkis davasının yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hüküm davacılar tarafından temyiz edilmekle evrak okunup geregi görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1 - Yemin bir kimsenin zatından sadır olan hallerde söz konusu olur ( HUMK. 348 ). Olayda davalılar satış sözleşmelerinin tarafı olmadıkları için, taşınmazların gerçekte bağışlandığı halde satış şeklinde gösterildiği yolunda yemine davet edilemezler. Bunlara yöneltilecek yemin, miras bırakanlarının bu yolda davranıp davranmadığını bilip bilmedikleri hakkında olabilir. Çünkü bir şeyi bilip bilmemek ( zatından sadır olma ) kapsamına girer. Bu bakımdan mahkemenin, yemin şeklini kanuni biçime getirmek üzere tarafı uyarmasında yanlışlık yoktur. Hâkim, tarafları, kanuna uymayan şekilde yemin etmeye zorlayamaz. Esasen böyle bir yemin yapılsa bile, hukukî sonuç doğurmaz. Onun için yemine yönelen temyiz itirazı yerinde değildir.
Davacı taraf bağışı delillerle ispat edemediğine ve yemin hakkını da kullanılmamış duruma düştüğüne göre, satışın bedeli olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki sözleşmelerde yazılı satış bedelleriyle taşınmazların satış günündeki gerçek değerleri arasında aşırı fark bulunduğu takdirde bu yön, gizli bağış yolu ile saklı payı gidermek kastının objektif delili sayılır. Öyle ise bu çerçevede inceleme yapılarak, kastın var olup olmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre işlem yapılması gerekir. Hal böyle iken davanın red edilmiş olması Usul ve Kanun'a aykırıdır.
2 - Taraflar ortak miras bırakanları ile davalıların miras bırakanlarının veraset belgelerinin ibraz ettirilmemiş olması da bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ) oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy