(1086 S. K. m. 237)
İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü ile Emine arasındaki nüfus kayıt iptali davasının Cumhuriyet Savcısı ve Nüfus İdaresinin huzuriyle yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki davacı tarafından istenilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Kesin hükümden söz edilebilmesi için iki davanın taraflarının ve maddi olaylarının (hukuki sebeplerinin) birbirinin aynı olması zorunludur (HUMK. 237). Evvelce açılan davanı davacısı Cumhuriyet Savcısı olup, temyizen konu davanı davacı ise Vakıflar İdaresidir.
1587 sayılı Nüfus Kanunun 46. maddesinde, kamu adına Cumhuriyet Savcısına dava açmak hakkını verilmiş olması kayıt ilgililerinin dava açmalarını önlemez. Başka bir anlatımla dava hakkında kayıt bilgililerine hem de C Savcısına aittir. Onu için Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan dava sebebiyle verilen hüküm kayıt ilgilisi, yani olayda olduğu gibi Vakıflar İdaresi bakımından kesin hüküm sayılamaz. Öyle ise uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekir. Açıklanan yön gözetilmeden ve kesin hükümden söz edilerek davanı reddi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeplerden BOZULMASINA ve duruşma için takdir olunan üçbin lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine 11/11/1980 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy