(743 S. K. m. 489)
Dava: Cumhur ve arkadaşları tarafından açılan müteveffa Salih'in vasiyetnamesinin tenfizi davasının yapılan muhakemesi sonunda verilen hüküm duruşmalı olarak davacılar tarafından temyiz edilmiş ise de, duruşma davetiye pulu olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verilerek evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Vasiyetçi, vasiyet için kanunda öngörülen şekillerden biriyle vasiyetinden her zaman dönebilir (MK. m. 489). Öyle ise bir kimse resmi vasiyetinden, dilerse el yazısı veya şifahı vasiyet yoluyla dönebileceği gibi, el yazısı ile vasiyetinden ise resmi vasiyetle rücu edebilir. Bu husustaki seçme ve takdir hakkı vasiyetçiye aittir. Kanunda öngörülen bu hüküm, geçerlik şartı olduğundan aksine bir işlem hüküm ifade etmez. Yani vasiyeti ortadan kaldıramaz.
Olayda Salih, Ankara İkinci Noteri'ne başvurarak resmi şekilde vasiyet düzenleteceğini beyan etmiş ve noter, onun arzusuna uyup 18.7.1951 tarihli 1794 sayılı resmi vasiyeti düzenlemiş, bir süre sonra vasiyetçi Salih yine aynı notere giderek, sözü edilen vasiyetinden döneceğini söylemiş, işbu beyan ve arzusu 18.3.1957 gün ve 5891 sayılı belge ile tespit olunmuştur. Sözü edilen ve rücuna ilişkin belge incelendiğinde, vasiyetten dönüşü belirten beyanın, resmi vasiyet yapılmasına ait şekle uyularak değil, sadece vasiyetçinin beyanının tespiti suretiyle teşvik edildiği görülmektedir. Şu durumda usulüne uygun olmak üzere vasiyetten dönülmediği halde açıklanan yönler gözetilmeden 18.7.1951 tarihli vasiyetin tenfizine ilişkin isteğin reddedilmiş olması ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, 15.11.1982 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy