(743 S. K. m. 6)
Mustafa D. ve arkadaşları ile İsmail K. (Süleyman) ve arkadaşları arasındaki alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda verilen hüküm davalılar tarafından temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşüldü:
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2 - Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür (MK.6). Ancak iddialar karşılaştığında kimin ispat yükü altında bulunduğunun tesbiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi, gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir.
a) Hemen bütün bilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında da kararlılık ifade eden ölçüye göre ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. (Prof. Baki Kuru, Hukuk Mahkemeleri Usulü, 1968, sh.372. Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970, sh.464. Prof. Necip Bilge, Hukuk Yargılamalar Usulü, 1967, sh.449. Proof. Şahir Ansay, Hukuk Mahkemeleri Usulü, 1957, sh.248-249. Prof. Saim Üstündağ, Hukuk Mahkemeleri Usulü, 1973, sh.378 HGK. 19.7.1967 günlü ve 239/340 sayılı kararı HGK. 7.6.1974 günlü, 1972/84 sayılı kararı. Y.2.H.D. 5.4.1971 günlü, 2075/2200 sayılı kararı Y.2.H.D. 6.6.1983 gün ve 4936/5076 sayılı kararı ile benzeri kararları.
b) İleri sürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir. (Prof. Saim Üstündağ, age. 1973, sh.397).
c) İspat yükü daha kolay başarana düşer. (Prof. Saim Üstündağ, age., sh.378 Federal Mahkeme Kararına atfen).
Olayda davacı altın ve ziynetlerinin kocasında kaldığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre, olağan olan bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması, ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle, bunların davalı tarafından zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer. Diğer taraftan altın ve ziynetler rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nevidendir. Onun için, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi tabiidir. Kadın evi terk ederken bunların zorla elinden alındığı ve götürmesine engel olunduğu gerçekleşmedikçe yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında altın ve ziynetlerin evde kaldığını ispat yükü kadına düşer.
Olayda kadın altın ve ziynetlerin götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatını elde edemediğini ispat edememiştir. Hal böyle olunca davaya konu altın ve ziynetlerin evde kaldığı veya elinden zorla alındığı ispata yeterli olmadığına göre yapılacak iş; davacı kadının kocasına ant yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılıp sonucu uyarınca uyuşmazlığı çözmekten ibarettir. Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek sorumluluk kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy