(743 S. K. m. 262, 369)
Dava: Taraflar arasındaki reddi hakim davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Mirasçılar arasında taksim sözleşmesi yapılmasına ilişkin isteğin mahkemece uygun görülmeyerek red edilmesi üzerine bu kararın temyizi sırasında temyiz edenler, olayda mirasçılardan birinin temsilcisi açısından vesayet değil velayet hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş temyiz edenin bu yöndeki itirazları dahil tüm temyiz itirazları yerinde görülmeyerek red edilerek hüküm onanmıştır. Buna rağmen evvelce konmuş tedbirin kaldırılması istenmiş mahkemece bu istek dahi 30.11.1984 günlü kararla red edilmiştir. Veli Sude temyize konu bu kararda ademi kanaatle temyiz etmiş ve veli sıfatıyla mahkemenin izni olmadan çocuğun malları üzerinde tasarrufta bulunabileceğini iddia ile hükmün bozulmasını istemiştir.
Her şeyden evvel önceki 21.11.1984 günlü mahkeme kararında vesayet hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilerek hüküm verilmiş ve bu gerekçeye karşı vaki temyiz itirazları 11.12.1984 günlü Yargıtay kararı ile red edilmiş bulunmakla bu yön karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak haline gelmiştir.
Kaldı ki 18 yaşından büyük olan mahcureye Medeni Kanunun 369/2. maddesi uyarınca annesinin veli tayin edilmiş bulunması, veli olan annenin çocuğa ait mallar üzerindeki tasarruflarından velayet hükümlerinin uygulanması gerekeceği anlamını taşımaz. Anne 18 yaşından büyük olan mahcureye vesayet hükümleri gereğince kanuni temsilci olarak tayin edilmiştir. Kanun koyucunun vesayet hükümlerine göre çocuğun en yakını olarak onu ana ve babanın velayetine bırakması, reşit çocuklara velayete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirmez. Zira küçükler 18 yaşını bitirmelerine kadar ana ve babasının velayeti altındadırlar. (M.K. 262) Reşit çocuğun hacir altına alınma sebebiyle çocuğun ana ve babanın velayetine bırakılması vesayete ilişkin 369/2. maddesi gereğidir. Ana ve baba çocuğun malları üzerinde küçüğün rüştüne erişmesine kadar intifa hakkına sahiptir. Başka bir anlatımla, ana babanın veli sıfatı çocuğun malları üzerinde hakimden izin almadan tasarrufta bulunma hakkı küçüğün 18 yaşını bitirdiği anda sona erer. Öyle olunca, 18 yaşından büyük olan mahcur çocuğun mallarının vesayet hükümlerine göre idaresinin gerekeceği açıktır. M.K. 369/2. maddesine göre tayin edilmiş velinin görevinin sona ermesi de velayetin nez'ine ilişkin hükümlere göre değil hacri gerektiren sebeplerin ortadan kalkmasına bağlıdır. Bu itibarla, ana babanın küçük çocukları üzerinde doğumla birlikte başlayan ve kanunen haiz oldukları velayet hakkı ile hacir nedeniyle kendi velayetlerine bırakılan reşit çocukları üzerindeki hak ve yetkileri yukarda belirtilen konularında farklı bulunduğundan (veli dedeoğlu T.M.M.C.2. Sh.369/370. F.N.Feyzioğlu Aile Hukuku 1979 Sh.574) Olayda, M.K.269/2 gereğince reşit evlade hacir nedeniyle veli olarak tayin olunan ana ve babanın çocuğun malları üzerinde serbestçe tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Onun için temyiz edenin bu ve diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeple ONANMASINA, 13.02.1986 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy