(4721 S. K. m. 507)
Dava: H. Y. ve H. M. arasındaki tenkis ve tapu iptal davasının yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle saklı payına tecavüz edildiğinden dolayı tenkise ilişkindir. Davalı taraf, miras bırakanın saklı payı gidermek amacı ile davranmadığını, kendisine bakılmasını sağlamak için dava konusu taşınmazları verdiğini, bu suretle ivazlı bir temlik söz konusu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Gerçekten ölünceye kadar bakma akdi, ivazlı sözleşmelerdendir. İvaz, temlikte bulunan kişinin ölünceye kadar bakıp gözetilmesinden ibarettir. Bakıp gözetme hususu gerçeğe dayanmadığı zaman karşılıksız bir sözleşme meydana gelir. Böylece gizli bağış sözkonusu olur ki, bu takdirde M.K. nun 507. maddesinin son fıkrası gereğince tasarrufun tenkis edilmesi gerekir.
Bir kimsenin anasına, babasına veya eşine ya da başka yakınlarına bakıp yardım etmesi ahlâki bir görev ise de, görevin sınırı aşıldığı, yani bakıp gözeten için bu durum külfet teşkil ettiği zaman hizmetin karşılığında bir şey istenmesi ya da olaydaki gibi, taşınmazın temellük edilmesi hukuka uygun düşer. Onun için olayda davalının babasına bakması tabidir.
Öte yandan bakıma muhtaç olsa bile verilen şeyin geliri ile hizmet harçlığı arasında adil bir orantı bulunmalıdır. Çünkü malını veren kişi onun geliri ile zaten bakma görevini davalı tarafa veya üçüncü bir kişiye yaptırabilir ise bu durumda bir servetin nakline yol açacak şekilde bir işleme başvurması gerçek anlamıyla "ölünceye kadar bakma" sözleşmesi sayılmaz. Böyle bir tutum saklı payı giderme kastının objektif delili olur.
Bir kimsenin mal varlığının tümünü veya ona yakın bir kısmını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile başkasına devretmesi de olayların akışına ters düştüğü takdirde gizli bağış niteliği taşır.
Toplanan delillerden miras bırakanın sözleşme sırasında özel bakımı gerektirir bir durumunun mevcut olmadığına ve davalı kanunen ve ahlâken babasına bakmakla yükümlü bulunduğuna göre tarafların muvazaalı bir davranış içinde oldukları ortaya çıkmaktadır. Sonradan miras bırakanın felç olması başlangıçtaki saklı payı giderme kastını ortadan kaldırmaz. Bütün bu deliller karşısında miras bırakanın ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya taşınmaz temliki de diğer mirasçıların saklı paylarını bertaraf kasdı ile hareket ettiğinin kabulü ila tenkis hükümleri çerçevesinde inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kasdın değerlendirilmesinde yanlışa düşülerek isteğin reddi Usul ve Kanun'a aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarına gösterilen sebeple bozulmasına, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy