(743 S. K. m. 134) (1086 S. K. m. 375)
Fuat ile Arife arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda tarafların boşanmalarına dair verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamından, tarafları uzun süre Almanya'da karı koca hayatı yaşadıkları, eşlerin birlikte Türkiye'ye dönmelerinden sonra evlilik birliğinin bir süre daha devam ettiği ve kocanın daha sonra müşterek evi terk ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından Almanya'daki yaşamla ilgili bir olayın varlığı ileri sürülmemiştir. Öyle ise davacı kocanın, özellikle Almanya'daki yaşamlarından önceki olayları hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekmektedir. Şu durumda boşanmaya karar verilebilmesi için tarafların Almanya'dan dönüşte Türkiye'de oturmakta iken cereyan etmiş olayların ispat edilmesi lazımdır. Oysa, dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134. maddesinde yer alan çekilmezlik halini ve köklü sarsılması durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Kaldı ki, bu davada davacı tarafından ileri sürülen bir kısım olaylar da, daha önce açılmış ve sonuca bağlanmış boşanma davası dile getirilmiştir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, yargılama süreci içinde 3444 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinden yararlanmak istediğini açıklamıştır. Sözü edilen yasanın amaçladığı "başvuru" dava olarak değil istek olarak değerlendirilmelidir. Yasa eldeki davalar için istekte gerçekleşebilen özel bir ıslah hakkı tanınmıştır. Yerel Mahkemenin aksine düşüncelerle bu isteği red etmiş olması doğru bulunmadığından hükmün bu yönden bozulması gerekir.
Diğer yönden davanın evlilik dışı ilişki sonucu hamile kalıp çocuk doğurduğuna değinen iddia yeteri kadar araştırılmamıştır. Tarafların ayrılma tarihleri kesin olarak tespit edildikten sonra son çocuğun koca ile birleşme sonucu olup olmadığı araştırılarak daha önceki evlilik dışı ilişkiler hakkındaki bilgileri de sorularak kocanın güven duygusunun sarsılıp sarsılmadığı üzerinde durulmadan ve nesebin dava yolu ile red edilmemiş olmasının bu tür araştırmayı engellemeyeceği düşünülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmasında da isabet bulunmamaktadır. Hükmün açıklanan gerekçelerle bozulması gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy