(743 S. K. m. 264)
Dava: Taraflar arasındaki şahsi münasebet tesisi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Aile fertleri arasında çıkan ihtilaflar çocuğun menfaatlerini ihlal ettiği ve çocuk sebebiyle aile arasında huzursuzluk husule geldiği taktirde hakimin müdahalesi ile huzursuzluğu bertaraf etmek, çocuğun büyükana ve büyükbabalarda münasebetini tanzim eylemek gereklidir. Bu hal çocuğunu aile içindeki durumuna istikrar verecektir. Filhakika çocuk ile büyükana ve büyükbabalarla torumlar arasındaki şahsi münasebetlerin velayet haklarını haiz olan ana veya baba tarafından haklı sebep olmaksızın kati şekilde kesilmesi çocuğun muntazar maddi manevi menfaatlerini ihlal edebilecek neticeler doğuracak; manevi ve ahlaki melekeleri istenen şekilde inkişaf etmeyecektir. Velayet hakkını haiz olan ana veya baba örf ve teamül icabı nisbetinde şahsi münasebeti devam ettirmelidir. Bu görevin yerine getirilmemesi halinde hakimin müdahalesini talep etmenin büyükana ve büyükbaba lehine bir hak olarak kabul edilmesi doğrudur.
Ancak: Boşanma ilamı ile 24.3.1984 doğumlu küçüğün velayeti davalı anasına bırakılmıştır. Küçüğün babası ile 15 günde bir pazar günleri sabah saat 10.000 dan akşam 17.000 ye kadar Dini bayramların tatilde geçirildiği günü aynı saatler içerisinde, taraflar ayrı şehirlerde oturduklarında her senenin Ağustos ayının ilk günü sabah saat 10.000'dan Eylül ayının birinci günü sabah 10.00 arasında şahsi münasebet kurması karara bağlanmıştır. Babaya tanınan süreler değiştirilmediğine göre çocuğun yaşı ve gelişmesi dikkate alındığında davacı Babaanne ve Dede için belirlenen görüşme süreleri çoktur.
Sonuç: Davalının temyiz itirazının bu sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.03.1991 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Velayet kendisine tevdi edilmeyen tarafla (baba) küçük arasında kişisel ilişki düşünülmemiş bulunmasına göre davacı büyükbaba ve büyükanne için bunun dışında ilave düzenleme yapılması 18.11.1959 tarihli içtihadı birleştirme kararı kapsamı dışında ve çok daha önemlisi velayet hakkını kısıtlayıcı niteliktedir. Bu nedenle davanın reddi gerektirdiğinden çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy