(1086 S. K. m. 254, 273) (743 S. K. m. 134) (YHGK 20.03.1987 T. 1986/2-133 E. 1987/221 K.) (YHGK 08.05.1985 T. 1984/2-459 E. 1985/424 K.)
Dava: Semih N. ile Kevser N. arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı tanıklarının anlatımları inandırıcı görülmediğinden bahisle dava red edilmiştir. Aksine ciddi ve inandırıcı kanıt bulunmadıkça asıl olan, tanıkların doğruyu söylemiş olmalarıdır. (HUMK.254-273). Dosyada tanıkların anlatımlarının inandırıcılığını olumsuz yönde etkileyecek delil ve olguya rastlanılmamıştır. Tanıkların akraba olması veya bir iş bağıyla taraflara veya yakınlarına bağımlılıkları da tek başına tanıklıklarının inandırıcılığını etkilemez.
Dinlenen ve birbirini doğrulayan tanık anlatımlarından davalının, evli bir kadına yakışmayan ve kocanın güven duygularını sarsacak nitelikteki tutum ve davranışları içinde bulunduğu gerçekleşmiştir.
Dava dilekçesinde geçimsizliğe yol açan olayların, genel olarak belirtilmesi yeterli olup olayların ayrıntılı olarak açıklanması zorunluluğu bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olayların yargılama sırasında açıklanması, iddianın genişletilmesi olarak düşünülemez. (HGK.20.3.1987/2 - 133/221; HGK. 8.5.1985/2 - 459/424 sayılı kararları).
Belirtilen nedenlerle geçimsizliğe dayalı davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın red edilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyize konu hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.12.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy