(2675 S. K. m. 13, 38) (743 S. K. m. 150)
Dava: Taraflar arasında yapılan muhakemesi sonunda verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir (2675 sayılı kanun 13/1). Demek ki kural, yabancı mahkemenin de Türklerle ilgili boşanma davalarında Türk hukukunu uygulamaları yönündedir. Bu halde tenfize karar verilebilir. Ancak 2675 sayılı kanunun 38/e maddesinde Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı ilamda Türk kanunlar ihtilafı kuralları gereğince yetkili kılınan hukukun uygulanmamış ve Türk vatandaşı olan davalının itiraz etmemiş olması halinde ve 1884 sayılı kanunla onanan 08.09.1967 günlü evlilik bağına ilişkin kararların tanınması hakkındaki sözleşmenin (14.09.1975 tarihli resmi gazete) 3/2. maddesinde Türk Kanunları ihtilafı kurallarınca yetkili kılınan kanun uygulanmamakla birlikte eğer bu kural uygulansa idi aynı sonuca varılacak idi ise tanıma isteminin reddedilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Hollanda mahkemesince tarafların boşanmaları yönünde karar Hollanda kanunları uygulanarak oluşturulmuştur. Karar bu hali ile yukarıda açıklanan şartları taşımamaktadır. Davalı taraf 28.05.1992 günlü cevapla tenfize karşı çıkmış 2675 sayılı kanunun 38/e maddesi şartları oluşmadığı gibi, hiç bir delile dayanmayan sırf tarafların beyanı ile oluşturulan karar Medeni Kanunun 150. maddesine aykırı olup,
Sonuç: Davalının temyiz itirazının bu sebeple kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.11.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy