(1086 S. K. m. 61, 67) (743 S. K. m. 249, 291)
Dava: Taraflar arasındaki babalık, nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 2675 sayılı kanunun 17. maddesinde evlilik dışı nesebe uygulanacak kanunlar ihtilafı kuralı belirlenmiştir. "Evlilik dışı ... çocuk ile baba arasındaki kişisel ve mali ilişkilere ... babanın milli hukuku uygulanır.
Tabii ki 20 Haziran l956 tarihli New-york sözleşmesinin (5.2.1971 13745 sayılı Resmi Gazetede) 6. maddesi uyarınca aracı kurum sıfatıyla Adalet Bakanlığının açacağı nafakaya ilişkin davalarda ve yapacağı işlemlerde her şeyden önce, davalı veya borçlu durumunda bulunan babanın Türk Hukukuna göre baba olduğunun subutu gerekir. Bu yönde yapılan takip veya açılan nafaka davasında davalının babalığının ya Türk Hukukuna göre oluşmuşbir babalık ilamı veya tanıma belgesi (M.K.249, 291) ile ispatlanması veya bu yöndeki yabancı ilam veya begelerin 2675 sayılı kanun çerçevesinde Türk Hukuku bakımından geçerli hale getirilmesi, daha açık bir ifade ile yabancı ilamın tenfizine veya tanınmasına dair mahkeme kararı ibraz edilmesi zorunludur.
Açılan nafaka veya nafakaya dair yabancı ilamın tenfizi istemlerinde nesebi gayrısahih veya nesepsiz çocuk ile baba olduğu iddia edilen kişi arasında nesep bağının belgelenmesi ön mesele oluşturur. (Y.2.H.D.nin 24.5.1991 günlü 10002/8344 sayılı kararı)
20 Haziran 1956 tarihli "nafaka alacaklarının yabancı ülkelerde tahsiline ilişkin sözleşmesinin" (New-york sözleşmesi) 6. maddesinde aracı kuruma (Adalet Bakanlığına) verilen temsil yetkisi, münhasıran nafaka davasına veya nafakaya tahsile dair işlemleri takibe yöneliktir. Aracı kurum (Adalet Bakanlığı) nafaka davasının davalısı ile çocuk arasındaki nesep ilişkisini belgeleyecek ilamı istihsale yetkili değildir.
Nafaka alacaklısı Mario Kapusin adına düzenlenen 26.4.1990 günlü vekaletname genel nitelikte olmayıp, babalık davası ile ilgili yabancı kararın Türk Mahkemelerinde Tenfizine karar verilmesini isteme yönünde bir yetkiyi taşımamaktadır.
Söz konusu vekaletname bu konuda yetkiyi taşısa bile aracı kurum durumunda olan Adalet Bakanlığı, babalık kararının tenfizine ilişkin davayı takip edemez. Yukarıda açıklandığı üzere New-york sözleşmesinde tanınan yetki münhasıran nafaka istemine yöneliktir. Babalık davası bakımından davacının Türk Mahkemeleri Huzurunda bir avukatla temsili mümkündür. (HUMK.61, Avukatlık Kanunun 35) Babalık ilişkisini de kapsar biçimdeki yabancı kararın, kanunlara göre temsilci olamaycak Cumhuriyet Başsavcısının huzuru ile incelenerek tenfizine karar verilmesi doğru olmadığı halde mahalli mahkeme kararının onandığı yeniden yapılan inceleme ile anlaşıldığından davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün açıklanan sebeple bozulması gerekli olmuştur.
Sonuç: Açıklanan sebeple davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile 13.10.1992 günlü onama kararının kaldırılmasına hükmün BOZULMASINA, 24.12.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy