(743 S. K. m. 484, 501, 535, 536, 537, 538, 541, 633, 642)
Dava: S.S.A. ile M.A.Y. arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki davacı tarafından istenilmekle, duruşma için tayin olunan günde bugün temyiz eden S.S.A. ve vekili Av. A.K. ile karşı taraf M.A.Y. ve vekili Av. C.Y. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonr işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Vasiyetnameyi düzenleyen Sulh Hakimi, noter veya memur aslını yada onaylı örneğini saklamakla yükümlüdür (M.K. 484). Saklama yükümlüğü ölüm zamanına kadar hatta ölümün öğrenilmesine kadar devam eder. Ölüm zamanında çıkan vasiyetname iptalini gerektirir bir eksiklik içinde olsa bile hemen Sulh mahkemesine verilir. Bu yükümlülük vasiyetnameyi yanında bulunduran herkes için geçerlidir. Vasiyetnameyi alan Hakim tereke için derhal gerekli önlemleri alır (M.K. m.535). Vasiyetnameyi açar (M.K.536). Bundan sonra mirasta haksahibi olanların her birine vasiyetnamenin kendilerini ilgilendiren bölümlerini tebliğ eder (M.K.m.537). Vasiyetle mirasçı seçilmiş olupta hakları yasal mirasçılar veya tarihi eski olan bir kazandırma ile hak sahibi olanlar tarafından açıkça itiraza uğramayan kimseler tebliğden bir ay geçtikten sonra Sulh Hakiminden mirasçılıklarını gösteren bir resmi belgenin verilmesini isteyebilirler (MK. 538).
Bunlarda kanuni mirasçılar gibi miras bırakanın halefi olurlar ve terekeye dahil hakları başkaca bir işleme tabi olmadan kendiliğinden iktisap ederler (M.K. 538/2). Ancak vasiyetname ile kendilerine muayyen mal vasiyet edilenler aynı durumda değillerdir. Bunlar vasiyet yolu ile terekeden şahsi bir hak edinirler (vasiyetçi tenfiz memuru). Vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ondan yoksa kanuni ve mahsup mirasçılardan muayyen şeyin teslimini isteme hakkına sahiptirler (M.K. 541). Kendilerine muayyen mal vasiyet edilenler Medeni Kanunun 633. maddesinden yararlanamıyacakları gibi, kanuni ve mensup mirasçıların Tapu Sicil memuru önünde mülkiyeti nakleden bir irade açıklamaları olmadan tapuda işlem yapılamaz. Bunun dışında Medeni Kanunun 642. maddesi uyarınca mülkiyetin kendisine aidiyeti hakkında alacağı ilam üzerine hakim tarafından tescilin icrası için yazılan bir tezkere ile vasiyetnameyi ibraz ederek taşınmaz malın lehtar adına tescili sağlanabilir. Vasiyetnamenin butlan Def'i her zaman dermeyan olunabilir. (M.K.501/2).
Görüldüğü üzere vasiyetname hükümlerinin yerine getirilebilmesi için öncelikle Sulh Hakimi tarafından yukarıda açıklanan şekilde açılıp itiraza uğramamış olması gerekir.
Somut olayda vasiyetnameden yararlanan davalı vasiyetnameyi doğrudan tapu memuruna götürerek kendisine vasiyet edilen taşınmazların adına intikalini sağlamıştır. Bu şekilde yapılan mülkiyet intikali tapu malikine, hak sahiplerine karşı ileri sürülebilecek mülkiyet hakkı vermez.
Diğer yönden vasiyetnamenin iptal davası, davacısının ölüme bağlı işlemin geçersizliğini öğrendiği günden bir yıl ve herhalde vasiyetnamenin açıldığı tarihten beş sene geçmekle zaman aşımına uğrar (M.K.m. 501). Şu halde vasiyetname ile oluşan hakka karşı açılacak davaların zaman aşımının başlaması vasiyetin açıklanan kurallara uygun olarak açılmasına bağlıdır. Vasiyetname yasal kurallara uygun olarak açılmadığına göre davalının zaman aşımı sayı yasal dayanakdan yoksundur.
Davacı tapu kayıtlarının düzeltilmesini istemiştir. ancak dava zaman aşımı nedeniyle red edildiğinden mahkemece esasa ilişkin inceleme yapılmamıştır.
Dayanaktan yoksun taşınmaz mal intikalinin iptali işleminin zaman aşımına tabi olmadığı Medeni Kanunun 501. maddesiyle öngörülen koşullar gerçekleşmediği halde davanın zaman aşımı sebebiyle red edilmiş olması usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.
Sonuç: Temyize konu hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan ikiyüzellibinlira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine 15.9.1992 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Davacı, miras bırakana ait iken davalı adına tapuda kayıtla dava sonucu taşınmazların muris tarafından düzenlenen bir vasiyetnameye dayanılarak tescillerinin yapıldığını, halbuki vasiyetnamenin şekil bakımından yasaya uygun olmadığı gibi Sulh Hakimi tarafından açılmadıkça vasiyetnamelerin hüküm ifade etmiyeceğini belirterek geçerli hukuki şekile dayanmayan tapu kayıtlarının iptalini istemiştir. Davalı savunmasında zaman aşımı definden bulunmuş, mahkemece kabul edilmiştir. şu uruma göre davalı adına tescilin hukuki sebebini teşkil eden vasiyetnamenin geçerli olup olmadığını ortaya koymak gerekiyor. Vasiyetnameler vasiyetçinin ehliyeti bakımından vasiyet yapmasına bir engel yoksa (M.K.419) ve kanunun öngördüğü şekil şartlarına uyulmuşs o vasiyet hüküm ifade, eden bir vasiyettir. Sulh Hakiminin vasiyet açma görevi mirasın mirasçılarına geçmesini sağlamak için alınacak ihtiyati tedbirlerdendir. Sulh hakimi bir onay makamı değildir. Yasada böyle bir hüküm yoktur. Şunuda vurgulamak gerekirki şekil noksanı bulunan vasiyetçinin ehliyeti yönünden bozulabilecek vasiyetnameler kendiliğinden hükümsüz değildir. Ancak ilgilinin açacağı dava sonucu alacağı bir kararla hükümsüz olur. Bütün haklarda olduğu gibi vasiyetin iptalini istemek hakkında zaman aşımı yolu ile kaydedilir. Vasiyetnamenin iptali davasında zaman aşımı süresi Medeni Kanunun 501. maddesinde düzenlenmiştir. Yasa hükmüne göre iptal davası menfaati olan davacının tasarrufa ve butlanın sebebini öğrendiği günden itibaren bir senedir. Vasiyetname Sulh Hakiminde açılmadığı için 5 yıllık süreyi tartışmamak gerekir. Bir yıllık süre ise menfaati olanın dava açma hakkını öğrendiği tarihten başlar. Dava açma hakkı ise ölümebağlı tasarrufun varlığını ölüme bağlı tasarrufun iptal sebebiyle malul olduğunu ve kendisinin dava açma hakkını bilmesinden başlar (Prof. R.A. Prof.A.K. Miras Hukuku 1991). Öğrenme şekle bağlı değildir. Dinlenen davalı tanıklarının davacının vasiyetten haberli olduğuna dair sözleri ve davalının murislerin öldüğü 1972 yılından beri dava konusu taşınmazlara zilyet olması ve davacının bilmesi duruma göre bir yıllık süre içinde vasiyetnamenin iptali istenmiştir. Vasiyetname incelendiği zaman görülmektedirki muayyen mal vasiyeti olarak değil mirasçı nasbı amacıyla yapılmıştır. Mansup mirasçı ile aynı hak sahibidir. Mirasçılık belgesi yada vasiyetname ibrazı suretiyle olsun mülkiyetine sahip olduğu taşınmazları adına intikal ettirmesinde de yasaya aykırılık yoktur. Muayyen mal vasiyetide olsa musaleyhe cebri tescil davası açarak taşınmazları adına tescil ettirme hakkı doğmuştur. (Satış vaadi gibi). Dava yolu ile alacağı malları doğrudan adına tescil ettirmiştir. Bu durumda aleyhine açılan işbu iptal davasına karşı tescil davası açma imkanı yok, zaten adına tescil edilmiştir. Sadece def'i olarak tescilin dayanağının hukuken geçerliliğini savunmuştur ve savunmada doğrulanmıştır. Bu dava kabul edilsin, davalı tekrar tescil davası açsın demek yada ekonomisine de aykırıdır. Kaldıki davacının dava şeklide bellidir. Dilekçedeki sebebe göre dava incelenmiştir. Temyizde ileri sürdüğü yönlerde nazara alınamaz.
Sonuç olarak kayıtların iptali istenen taşınmazlar haklı bir nedenle davalı adına tescil edilmiş, iptal davaları sürmeside geçmiştir. MAhkeme hükmünün onanması düşüncesindeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy